Türkçe

2015’te Ermeni halkının mücadelesi sona erer diye kimse ümit beslemesin!

15.05.2013 | 13:57

28

 Erivan’da düzenlenen “Ermeni Soykırımı. 100. yıl arifesindeki sorunlar” konulu uluslararası konferans

 

“Ermeni Soykırımı. 100. yıl arifesindeki sorunlar” konulu uluslararası konferansta Ermenistan Toplum Radyosu yurtdışı için yayımlanan programların Türkçe bölümünde yayın yönetmeni, Batı Ermenileri Sorunları Araştırma Merkezi Türkçe Bölüm başkanı, tarih doktoru Meline Anumyan da “İttihatçıların 1919-1921 ve 1926 yıllarındaki yargılanmalarının karşılaştırmalı tahlili” başlıklı bir sunum gerçekleştirmiştir.
Meline Anumyan “Ermeni tehciri ve katliamlarının (tehcir ve taktil) dava süreci olarak da kabul edilen, Genç Türklerin 1919-1921 yıllarındaki yargılanmaları, Osmanlı İmparatorluğu’nun Olağanüstü Askeri Mahkemelerinde (Divan-i Harbi Orfi) görülmüştür. Bu yargılamalar, uluslar arası baskılar ve İttihat ve Terakki Partisi karşıtı Hürriyet ve İtilaf Partisi temsilcilerinin yeniden yönetime gelmesi neticesinde gerçekleşir.
Genç Türklerin, 1926 yılında gerçekleşen ve İstiklâl Mahkemeleri tarafından görülen yargılanmaları, Mustafa Kemal’e karşı İzmir’de planlanan suikast ile Ankara veya “Kara Çete” davalarından oluşmaktaydı. Yargılamalar esnasında bazı devletler tarafından baskıdan ziyade müdahale denemeleri yapılmıştır. Örneğin, Büyük Britanya’nın görüşüne göre, SSCB ile ilişkilerin geliştirilmesine karşı çıkan Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve Bekir Sami’nin Türkiye’deki etkilerinin güçlenmelerinden rahatsızlık duyan Rusya, Mustafa Kemal’e karşı planlanan suikastın açığa çıkmasında belirleyici rol oynamıştı. SSCB, ayrıca İzmir ve Ankara yargılamaları esnasında Bolşevikler ve Genç Türkler arasındaki işbirliği ile Rusya ve Afganistan arasında antlaşma imzalanmasıyla ilgili ayrıntıların açığa çıkmasından korkmaktaydı.İttihatçıların, 1919-1921 yılları arasında gerçekleştirilen yargılanmalarında, suçlama olarak Ermenilerin tehcir ve imhası, Ermeni Soykırımı’nda önemli rol oynamış olan Teşkilat-ı Mahsusa’yı kurmak, gerekçeli bir sebep olmadan ülkeyi dünya savaşına sürüklemek, vurgunculuğa izin vermek, karaborsada faaliyet göstermek ve ülkenin güvenliğini tehdit etmek suçlamalarıyla ilgiliydi. 1919-1921 ve 1926 yıllarındaki yargılanmaların ortak suçlamaları, ülkenin Birinci Dünya Savaşı’na sürüklenmesi ve savaş zamanında, özellikle de gıda maddeleriyle ilgili vurgunlarla ilgiliydi.
1926 yılında, yukarıda belirtilen suçlamalara, ülkeyi savaş sürüklemiş ve yurt dışına kaçmış olan İttihatçıların yönetimi ele geçirmek amacıyla yurt dışında gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile Türkiye’de parti kurma girişimleri de eklenir. 1926 yargılamalarında Hıristiyanlar ve özellikle Ermenilerin tehciri ve kırımlarıyla ilgili suçlamalar tamamen kaldırılmıştı. Dahası, 1926 yargılamaları boyunca, Birinci Dünya Savaşı esnasında Hıristiyanların Genç Türkler tarafından imha edilmesi konusu bir kez dahi anılmamıştır. Ancak Kemal Atatürk, 1926 yılında “Los Angeles Examiner Quote” gazetesine (1 Ağustos 1926 tarihli sayı) verdiği röportajda İttihat’ın, dünya savaşı süresince Osmanlı İmparatorluğu’nun Hıristiyan tebaasından binlercesinin yok edilmesinden suçlu olduğunu belirtmiştir. Atatürk’ün benzer bir demeç vermiş olma olgusunun Türk tarih yazımı tarafından reddedilmesine rağmen, bu söyleşinin tarihinin, 1926 yargılamalarıyla aynı aya denk gelmesi ilginçtir.
Bununla birlikte, 1919-1921 tarihlerindeki güçsüz İtilâf hükümeti tarafından düzenlenen Genç Türklerin dava sürecinin aksine, aynı İttihat partisinden müteşekkil Kemalist hükümetin 1926 yılında gerçekleştirmiş olduğu İzmir ve Ankara yargılamaları “İttihat ve Terakki” partisiyle hesaplaşma davasına dönüşmüştür.
1919-1921 ve 1926 yılı yargılamaları arasındaki diğer önemli fark, 1919-1921 yıllarında Genç Türk sanıklarına avukat tutma ve kendi yararlarına şahit takdim etme izni verilmiş olmasına rağmen, 1926 mahkemesinde bunlara müsaade edilmemesiydi. Dahası, 1919-1921 yargılamalarının bazı sanıkları, özellikle de siyasetçiler, bir yerine birkaç avukat tutmuşlardı. 1926 yılındaki İttihat davasını görmekte olan İstiklâl Mahkemelerinde kanuna göre sanıkların avukat tutma ve şahit göstermeleri yasaklanmış olmamasına rağmen, sanıkların bu yöndeki talepleri mahkeme tarafından kesinlikle reddedilmiştir. 1926 İstiklâl Mahkemesi, sanıkların mahkemeye sunduğu şahitleri dinlememe kararı almıştı. Ayrıca, 1919-1921 yıllarında İttihatçıların yargılanmaları esnasında sanıkların, ölüm cezalarına itiraz etme hakları vardı, fakat 1926 yılında bu imkândan da yoksun kaldılar. Yukarıda getirilen kanıtlar, bazı Türk tarihçileri tarafından öne sürülen 1919-1921 yıllarında Ermenilerin tehcir ve taktiyle ilgili yargılamaların uluslar arası baskı sonucunda gerçekleştirildiğinden tarafsız olmadığı iddialarını boşa çıkarmaktadır. Tersine, 1926 yılındaki yargılamaların aksine, Olağanüstü Askeri Mahkeme (Divan-ı Harb-i Örfi) tarafından sanıklara kendilerini savunma konusunda tüm imkânlar verilmişti.1919-1921 yıllarında İttihatçıların yargılanmalarının amacı, Birinci Dünya Savaşı galibi devletlerin Türkiye’ye yönelik duruşunun yumuşatılması ve savaş suçlularının Antant Devletleri tarafından yargılanmasını önlemeyi amaçlamaktaydı. 1926 yılında İttihatçıların yargılanması ise Mustafa Kemal Atatürk’ün monopolünün korunması, muhaliflerin tasfiyesi ve ülkede tek parti sisteminin tesis edilmesine yönelikti” şeklinde konuştu.

 

 

Akunq.net

 

15.05.2013 13:57

Yorum yaz:

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*