Türkçe

Elhan Süleymanov: “AKPM raportörü Serseng su Barajı’ndaki arızalı durumun tanığı olacak”

15.12.2014 | 17:55

Elxan Süleymanov 1Euronest PA’da Azerbaycan Heyeti Başkanı, AKPM’de Azerbaycan heyetinin üyesi Elhan Süleymanovun APA’ya röportajı

 
Serseng su deposu ile ilgili Avrupa Konseyi raportörünün ülkemize olay araştırma ziyareti bekleniyor. Bu konuda ne söyleyebilirsiniz?
Bu yıl 12 mayıs’ta benim AKPM’de takdim ettiğim “Azerbaycan’ın cebheyanı bölgelerinde sivil nüfusun kasıtlı olarak sudan mahrum edilmesine dair” başlıklı projem temelinde Bosna Hersek’ten olan milletvekili Milica Markoviç raportör tayin edildi.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Sosyal Meseleler, Sağlık ve Sürekli Gelişim Komitesinin “Azerbaycan’ın sınır bölgelerinin sakinlerinin kasten sudan mahrum edilmesi” üzere raportörü hanım Milica Markoviçin Azerbaycan’a olay araştırma yolculuğu bu yıl Aralık 14-20-de olacak. Ziyaret sırasında bir takım bakanlıklar ve diğer devlet kurumlarında, ayrıca Serseng su deposunun etkisi altında olan Yevlah, Goranboy, Terter, Berde, Ağdam, Ağcabedi ilçelerinde yerli halk, hem de ilgili kurumlarla toplantılar planlanıyor.
Raportör ziyaret sırasında Serseng su deposunun arızalı durumda olmasının ve orada yaşayan binlerce nüfus için işlediği tehlike ile ilgili mevcut durumun tanığı olacaktır. Ancak ülkemize karşı uluslararası kuruluşlar tarafından sergilenen önyargılı tutumu ve onların 23 yıldır, işgal altında olan erazilerimize duyarsızlığını, yalancı kararlarda dünya kamuoyunun aldadılmasını dikkate alarak, raportörün objektif belge hazırlayacağına şüphe ediyorum. Onu da belirteyim ki, raportörün heyeti ile birlikte ülkemize bağımsız uzman de gelecek. Ben yer alan bağımsız uzmanın profesyonel biri olmasına ve objektif görüş vereceğine umut etmek istiyorum.

 
Ermenistan cumhurbaşkanı dış ülke yöneticilerinin Ermenistan’a, ayrıca kendisinin dış ülkelere ziyaretleri sırasında benim yazarı olduğum her iki karar projelerine – Milica Markoviçin raportör seçildiği “Azerbaycan’ın sınır bölgelerinin sakinlerinin kasten sudan mahrum edilmesi” ve Robert Voltaire’in raportör seçildiği “Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ ve diğer işgal edilmiş topraklarında gerilimin artması “- imza atan milletvekillerine saldırıyor ve onları aynı dine mensup oldukları halde Müslüman devletine destek vermekte suçluyor.

 
Sanırım, hatta baskılara rağmen, raportör ve uzman gerçekliği, Serseng su deposunun 23 yıldır işgal altında olması ile ilgili bölgenin içinde bulunduğu durumu raporda yansıtsalar bile, oysa ben buna az inaniyorum, Avrupa Konseyi yönetimi, dünya birliği ve güç devletleri bu rapora karşı çıkacaklar . Sovyet diktatörlüğü Azerbaycan’ın tarihi arazisi olan İrevan’ın (şimdiki Erivan) 100 yıl önce Ermenistan’a verilmesini “Hayistan” şarkısının eşliğinde unutturduğu gibi, şimdi de Avrupa demokrasisi ülkemize karşı önyargılı vesileyle bizleri susturmak ve yalancı kararlarla 23 yıldır Ermeni işgali altında olan topraklarımızı aynı şarkının eşliğinde Azerbaycan halkına unutturmak istiyor.

 
Fakat soru oluşuyor, o zaman bu mücadeleler ne için gereklidir? Biz susmakla Erivan gibi, Dağlık Karabağ ve işgal altındaki diğer erazilerimizi de kaybedebiliriz. Bu bize bu yüzden gerekir ki, zaman gelecek adalet zafer kazanacak, zaman gelecek ermenilerin tarih boyunca yaptıkları işgal politikasını, azerbaycanlılara karşı soykırım siyasetini tüm dünyaya kanıtlayacağız. Gelecek nesiller bilmelidir ki, Serseng işgal altındadır. Öte yandan dünya kamuoyu bilmeli ki, Azerbaycan halkı işgal altındaki topraklarının geri dönüş için güvenle, azimle mücadele ediyor ve edecek.

 
Ayrıca su yetersizliği yakın gelecekte milyonlarca insanı tehlikeye atan küresel soruna dönüşmektedir. Birleşmiş Milletler öngörüşüne göre Azerbaycan 2018 yılına kadar dünyada su eksikliğinden etkilenen ülkeler arasında 37’inci sırada olacak.

 
Böylece, bu rapor her durumda çok güncel olacak.

 

 
Niçin böyle bir teklif, karar projesi hazırlamak kanaati oluştu?

 
– Ermenistan’ın işgali altında olan topraklarımızda ülkemiz için stratejik önem arz eden bir takım nesneler kaldı ve bunlardan biri de Serseng su deposudur. 1976 yılında Terter çayı üzerinde 726 metre yükseklikte inşa edilmiş, 125 metre yüksekliğinde baraja ve 560 mln.m3 su kapasitesine sahip olan Serseng su deposu 1992 yılından Ermenistan’ın işgali altında kaldı ve teknik cihazların baxımsızlığı sonucunda şu anda kaza durumundadır. Serseng su deposu işgal altında olması nedeniyle su deposunun teknik cihazları bakımsızlık tehlikesi ile karşı karşıya kadı ve onlara hizmet gösterilmemesi nedeniyle şu anda kaza durumuna düştü. Bu su deposunun doğal afet, teknik ve önceden düşünülmüş provokasyon içerikli nedenler yüzünden yıkım ihtimali büyüktür. Belirtilen nedenler sonucu Serseng su deposu şu anda Azerbaycan için büyük tehlike kaynağına dönüşmüştür. Öyle ki, her an provokasyon, teknogen veya doğal afet sonucu oluşabilecek kaza sonucu ekolojik krizle birlikte, cebheyanı bölgelerde yaşayan 400000 sivil halkın toplu olarak imha edilmesi ve yeniden bölgede insani kriz durumunun ortaya çıkması ihtimali artmaktadır.

 
Ayrıca, işgalci taraf suyu Serseng su deposundan kışın bırakıyor ve bunun sonucu sel meydana geldiğinde, topraklar su altında kalıyor, yollar dağılıyor. İnsanların ve tarımın suya çok büyük ihtiyaç duyduğu yaz mevsiminde ise, aksine suyun önü kesiliyor. Bunun sonucunda cebheyanı bölgelerin tarımına ciddi zarar veriliyor, ekin alanlarının sulanmasında sorunlar oluşuyor, yeşillikler kuruyarak yok oluyor, toprağın biyolojik yapısında dönmez süreçler gerçekleşiyor, bölgede ciddi çevresel gerilim oluşuyor, biyoçeşitlilik ciddi tehlike ile karşılaşıyor.

 
Tüm söylenenleri dikkate alarak, dünya kamuoyunun dikkatini Azerbaycan’ın işgal edilmemiş çevre illerinin nüfusu için hayati öneme sahip Serseng su deposunun işgal sonucunda bakımsızlıktan tehlikeli duruma düşmesine ve her an çökme olasılığına yöneltmek için ilk olarak Azerbaycan’da Sivil Toplumunun Gelişmesine Yardım Derneği böyle bir fikir ile konuşma yaptı ve projenin uygulanmasına başlandı. Şunu da söyleyeyim ki, 10 yıllık faaliyet döneminde AVCİYA sivil toplum sorunları ile birlikte, bir çok sosyal projeler, aynı zamanda Ermenistan’ın işgali meselesinin dünyaya ulaştırılması yönünde birçok işler yaptı. Serseng su deposu ile ilgili proje de bu kabil olan projelerdir. Projenin temel amacı ise o ki, uluslararası kamuoyu, nüfuzlu kurumlar işgal edilmiş Azerbaycan topraklarında bulunan su ve sulama sistemlerinin uluslararası hukukun temel ilkeleri ihlalini Ermenistan tarafından yasadışı abluka edilmesini kınasınlar, Ermenistan’ı su deposu ve tüm bağlantılı sulama sistemleri üzerindeki kontrolü önceki uluslararası kararlara uygun şekilde Azerbaycan hakimiyetine teslim etmeye mecbur etsinler.

 

 

Geçtiğimiz yılın başlarında uygulanmasına başlanmış “Serseng – insani facianın önlenmesi” projesi kapsamında AVCİYA hayli çalışmalar yapmış, çeşitli konferanslar, eğitim ve seminerler, müsabakalar geçirmiştir. Nitekim, 2013 yılı Eylül ayında proje kapsamında Terter şehrinde bulunan Gençlik Merkezi’nde konferans, 9-11 Kasım 2103 tarihlerinde Terter, Berde, Ağcabedi, Ağdam ve Goranboy bölgelerinde kamuoyunun ve görevlilerin katılımı ile 5 yuvarlak masa yapıldı. Proje kapsamında düzenlenen birçok tedbirlerle birlikte genç sanatçılar arasında “Serseng harayı” adlı resim yarışması ve gazeteciler arasında düzenlenen makale müsabakalarını da özellikle belirtmek istiyorum. Daha sonra, AVCİYA bu işi artık uluslararası çizgide sürdürdü. Bu yıl 19 Şubat da Serseng su deposunun etkisi altında olan bölge sakinlerinin uluslararası kurumlara ünvanlandığı başvurularının sunumu düzenlendi. Aralık 5 de AVCİYA-nın “Serseng SOS: tehlike altında kalan tarihi ve kültürel anıtları” adlı kitabı tanıtıldı. 10 Aralık Uluslararası İnsan Hakları gününde bazı yabancı ülke büyükelçilikleri, basın mensupları ve kamu militanların katılımıyla ” Sersenge yürüyüş” eylemi yapıldı .

 

 
Onu da belirtelim ki, AVCİYA-nın gördüğü bu çalışmalar şu anda da devam ediyor, bu sorun sürekli olarak dünya ve yerel halka ulaştırılıyor.

 

 
AVCİYA’nın bu projesi ile paralel ben bir milletvekili, AKPM’de Azerbaycan heyetinin üyesi olarak bu sorunu AKPM’de kaldırdım ve yapılan yoğun çalışmalardan sonra, karşıma çıkan tüm engellere rağmen, nihayet, raportörün atanmasını başardım.

 
– Kaydettiniz ki, Serseng su deposunun Ermenistan işgalinde kalması ülkemiz için çok tehlikeli bir tehdittir. Öte yandan, Ermenistan Savunma Bakanlığı Mingeçevir su deposunu da partlada bileceklerini beyan etti. Sizce, bu ne derecede tehlikelidir?

 
– Ermenistan’ın Mingeçevir Su Santrali ile ilgili askeri tehdidine Azerbaycan Savunma Bakanlığı cevap verdi ve ben eminim ki, Azerbaycan ordusu her zaman ülkemizi korumaya hazırdır.
Ama elbette ki, savaş ortamında olan ülkeler böyle tehditleri çok ciddiye almalıdır. Çünkü tarih boyunca bu gibi durumlar çok yaşandı. Dünyada su depolarından oluşan tehlikeler ve kurbanlar konusunda sayısız örnekler vermek olur.

 
İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1943 yılında İngiliz Hava Kuvvetleri özel hazırlanmış patlayıcı maddeleri iki kez Almanya’ya mahsus su depolarında yerleştirmişti. İlk saldırı Ruhr deresinde meydana gelmişti. Birinci defa 77 metre eninde, 23 metre derinliğinde patlama meydana gelmişti. Patlama 10 metre yüksekliğinde sele neden olarak 1200 insanın hayatına son koymuştu.

 
İkinci saldırı ise Eder bölgesinde meydana geldi. Bu seferki saldırı sonucu 400 kişi öldü. Her iki patlamanın şiddeti o kadar güçlüydü ki, su depoları tamamen yok oldu.

 
1991 yılında Hırvatistan savaşında Sırp birlikleri Hırvatistan’daki su deposuna patlayıcı yerleştirmiş ve sonuçta 641 milyon metreküp su taşarak ölümcül faciaya neden oldu.

 
2004 yılında Brezilya’da su deposunda yaşanan kaza sonucu 3000 kişi evsiz kaldı.
Genellikle, dünyada su depolarının patlaması veya taşması sonucu son 50 yılda 179.815 insan hayatını kaybetti. Serseng su deposunun patlama veya bakımsızlıktan herhangi bir kazanın meydana gelmesi tüm dünyada son 50 yılda meydana gelen bu gibi olayların sonuçlarının toplamından daha fazla insanın (400 000) helak olmasına, ev – eşiğinden göç düşmesine ve daha büyük faciaya sebep olabilir. Bu yüzden de, tüm dünya kamuoyunu bizim bu çağırışlarımızı çok ciddiye almalıdır.

 
– Raportörün belirlenmesine kadar hayli gergin mücadele yaptınız. Bu süreçte hangi engellerle üzleşdiniz?

 
– Ben, Azerbaycan’ın Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi’ndeki Heyeti üyesi olarak, Serseng su deposunun durumu hakkında birkaç karar önerisinde durmuştum. Elbette ki, raportörün tayin olunmasına dek çok ciddi engellerle üzleşdik, hatta önerdiğim karar projesine AKPM başkanı tarafından 3 kez veto konuldu. Fakat biz böyle kolaylıkla mücadeleyi durdurmak ve geri çekilmek fikrinde değildik. O ki, işgal edilmiş bölgelere dair istenilen genel tartışmanın AKPM yönetimi tarafından reddedilmesine rağmen, biz kontrolsüz Serseng su deposunun stratejik önemini ve yarattığı gerçek tehdidi vurgulayarak, bu tartışmanın acilliğini sergiledik. 26 Haziran 2013 yılında 18 farklı ülkeye mensup 45 AKPM üyesi tarafından imzalanmış üçüncü karar projesini ileri sürdük. Bu karar projesi Azerbaycan’ın işgal edilmemiş cebheyanı bölgelerinin en az 400 bine yakın Azeri nüfusu için hayati öneme sahip Serseng su deposunun işgal sonucu bakımsızlık nedeniyle oldukça kötü ve tehlikeli durumunun acilliğini ve çevre bölgelerin nüfusuna yarattığı tehlikeyi vurgulamaktadır, AKPM’nin acil ve hemen siyasi tedbir almaya çağırıyor . Fakat bu karar projesi de bir daha Başkan ve Sedaret Komitesi tarafından reddedildi.

 

 
AKPM yönetiminin bu amaca yönelik haksız kararlarına rağmen, 1 Nisan’da Serseng su deposuna ilişkin yeni karar projesi ileri sürdük ve sonuçta, önemli çabalardan sonra idarecileri inandırmayı başardık. Öyle ki, Büro karar projesi üzere rapor hazırlanması ve bu meselenin Sosyal Meseleler Komitesine havale edilmesi konusunda karar aldı.

 
Bu, ileriye doğru atılmış büyük bir adımdı. Öyle ki, çok yıllardan beri ilk defa, Azerbaycan’ın işgal altında kalmış stratejik nesnesini uluslararası düzeyde tartışmaya çıkarılması ve bu konuya dair rapor hazırlanması konusunda mutabakat elde edildi. Şimdi 2015 yılında Serseng su deposuna dair adil, tarafsız ve kapsamlı raporun hazırlanmasını istiyorum.

 
– Bir süre önce, AGİT Minsk Grubu’nun eşbaşkanı James Uorlik Serseng su deposunun ortak kullanımının isabetli olduğunu vurguladı. Sizin bu teklife yönelik tutumunuz ne?

 
– Sayın Uorlikin bu beyanatından sonra hemen bizim tepkimiz oldu ve kendi pozisyonumuzu bildirdik. Bir kez daha ifade etmek istiyorum ki, Sayın Uorlik ve Ermenilerin diğer hamileri güzel anlamaktadır ki, işgale son verilmedikçe Azerbaycan işgalci devletle, ayrıca onun oluşturduğu bölücü rejimle hiçbir işbirliği yapmayacak. Bu durumda, düşman tarafın ve onu savunan merkezlerin işgalin giderilmesi yönünde Ermenistan’ın güya yapıcı işbirliğine hazır olduğuna ilişkin görüşler dile getirmesi için olanak sağlanacak. Bununla da onlar dünya kamuoyuna gösteri yapmaya çalışacaklar ki, Ermenistan işbirliği yapmaya hazırdır, Ermeniler barışseverdir, fakat Azerbaycan işbirliği yapmıyor, bölgede barışın olmasını istemiyor. Böylece, Amerikalı eşbaşkan James Uorlikin teklifi, bir yandan, Azerbaycan’ın uluslararası itibarına darbe vurmak ve onun sözde uzlaşmaz bir devlet olması konusunda dünya kamuoyunda fikir oluşturmak amacı güdüyor, diğer yandan ise, uluslararası kurumlara işgalci Ermenistan’ın dokunulmazlık şemsiyesi altında olması ve ona karşı yaptırımların tatbik edilmesinin uygun olmadığı konusunda mesaj niteliği taşıyor. O ki, bu teklif rastgele sayılamaz. O, doğrudan Azerbaycan’a karşı yöneltildi ve Ermenistan’ın işgalci politikasına destektir.

 
Sanırım, böyle üst üste gelmesi tesadüf olamaz ve burada amaç, nasıl derler, bir mermi ile iki tavşan vurmaktan, yani ikili hedefe ulaşmaktır – Azerbaycan’ın işbirliğinden yana olmaması iddiasını dikkate alarak Ermenistan’ı savunma ve uluslararası yaptırımlardan sığortalanmak.

 

 
“KarabakhİNFO.com”

 

 

15.12.2014 17:55

Yorum yaz:

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*