Türkçe

Bakülü ermeni kadın: “Azerilerden başka hiçbir milletin içinde yaşayamam” – MASUM SUÇLULAR

10.01.2015 | 16:46

10918863_804094823015403_231664267_o

“KarabakhİNFO.com” uluslararası e-dergisinin “Masum suçlular” projesinin bir sonraki muhatabı Bakü’de yaşayan Ermeni asıllı kadın Marita Askerovadır.

 

 

Dağlık Karabağ sorunundan sonra göçüp gitmeyen Bakü Ermenilerinin bazıları Devlet İstatistik Komitesinin henüz 1999 yılında geçirdiği sayımı sırasında kendi milliyetini gizlemekten çekinmemişdi. O zaman Dağlık Karabağ dışında, Azerbaycan’da 700 civarında Ermeni’nin yaşadığının kayda alındığı belirtiliyor. Demek, o zaman Azerilerin arasında yaşayan sadece 700 kişi Ermeni milliyetini açık söylemekten çekinmemişdi.

 
“Karabakhinfo.com” e-dergisinin konuyla ilgili 20 Ekim 2012 tarihli sorgusuna cevap olarak Devlet İstatistik Komitesi’nin resmi mektubunda belirtildi ki, 2009 yılı nüfus kayda alınması sonuçlarına göre Azerbaycan Cumhuriyeti üzere Ermeni nüfusu 120 bin 306 kişiden oluşmaktadır.

 

Ama Azerbaycan’ın ayrı devlet yetkilileri, milletvekilleri, farklı zamanlarda, farklı tribünlerden defalarca aramızda yeterince Ermeni’nin yaşadığını belirttiler ve daha çok seslendirilen rakam ise 30 bin kişidir. Aslında bu rakamın az veya çok olması o kadar da önemli değil. Gerçektir ki, halen ülkemizde Ermeniler var ve onlar Azerbaycan vatandaşları ile eşit haklara sahiptirler. Ama Ermenistan’da bir kişi bile olsun Azerbaycanlı yoktur. Çünkü onlar etnik temizleme siyaseti yaparak tüm Azerileri evlerinden kovdular.
Daha çok Bakü ve Bakü civarındaki bölgelerde yaşamalarını dikkate alarak buradaki birkaç Ermeni ile görüşüp, yaşam tarzı, Azerbaycan’da kalma nedenleri ve diğer bu gibi konularla ilgilendik.

 

 

Geçen defa Ermeni asıllı Janetta Memmedova ile röportajı takdim etmiştik, bu kez ise Karadağ ilçesinde yaşayan Ermeni kadın Askerova Marita Yaşar kızı hayatından konuşacak.

 
“Ermeni olduğumu artık unuttum”

 
Demir kapılı avlu eve giriyoruz. Bu ev Janettanın evinden farklı olarak debdebesi, düzenli olması ile seçiliyor. Avluda orta yaşlı bir hanımın memnun değil halde yüksekten konuştuğunu görünce sonraki müsahibimizin işte bu kadın olacağına şüphemiz kalmıyor …

 
“Bu nereden çıktı bilmiyorum, yüz yıldır burada yaşıyorum, bir kez gelip söyleyen olmadı ki, kimsin, neçisin ?! Şimdi gelmişler ki, ermenisin, konuş, ne bilim ne. Ben Ermeni falan değilim! Kaç yıldır burada yaşıyorum, şimdiye Ermeni mi kalır ?! Ne anlatacağım ki, ben hiç onları (Ermenileri kastediyor – NK) görmedim de! “.

 
Siz Ermeni değilsiniz peki? Ani sorudan Diksinen hanım:

 
Kim diyor onu, ben gözümü açıp burayı gördüm.

 
Her halükarda mümkünse kendinizi tanıtın, kim olduğunuzu bilelim…

 
– Askerova Marita Yaşar kızı. Ebeveynlerim Karabağ ermenileri olmuş. Stepanakert ilçesi (Marita Hankendine Stepanakert diyor – NK) Hındırıstan köyündendirler. Ben henüz doğmadan önce onlar Bakü’ye Kızıltaş kasabasına göç etmişler. 1963 yılında ben doğdum. İşte burada da orta okula gittim. 16 yaşımdayken aile hayatı kurdum.
Eşinizle nasıl tanıştınız? Dikkate alırsak, o sizin için gayri-milletden idi, muhtemelen aile kurmanız kolay olmadı?

 

 

– Eşimle komşu olmuşuz. O zaman evlenirken şimdiki gibi millet meselesini ciddiye almıyorlardı. Ermeni olup olmaması düşünülmüyordu. Onun için ciddi bir engel ile karşılaşmadık.

 

 

Birbirimizi sevip evlendik. 1980 yılında eşim beni alıp kaçtı. Bir yıl sonra ise oğlum oldu. Sonra da iki kızım dünyaya geldi.

 
“Namaz kılıyorum, oruç tutuyorum, ibadetle meşgulüm”

 
– Komşular arasında Ermeni olduğunuzu bilen var mı ve kendinize karşı hangi tutum hissediyorsunuz?

 
– Ben burada doğdum ve yıllardır burada yaşıyorum. Onun içinde herkes beni tanıyor, çok normal ilişkilerimiz var. Diğer komşularla nasıl, benimle de öyle. Ben gözümü açıp buradaki insanları gördüm, kendi yakınım bildim. Bu nedenle benim Ermeni olarak röportaj vermem garip geldi. Kendi kendime bir anlık düşündüm ki, benim buradaki diğer insanlardan farkım nedir ki, benden bir şeyler sormak istiyorlar. Ben Ermeni olduğumu artık unuttum.

 
Tuhaf Adınızı neden değişmediniz? Çünkü burada yaşayan bazı Ermeniler isimlerini değişdiler …

 
– Evet, değişmedim. Çok kişi Rita diyor, bazıları Meryem diyor. Değişenler hakkında bir söz söyleyemem. Namaz kılıyorum, oruç tutuyorum, ibadetle meşgulüm. Birinin hakkında bilmediğim şeyler söylemem günah olur. Gözümü açtığımda etrafımda müslümanlığı gördüm ve bu dine de ibadet ediyorum.

 
Bu arada belirtelim ki, görüştüğümüz Ermenilerin hepsi sohbete başlar başlamaz Müslümanlığı kabul ettiklerini, ibadetle meşgul olduklarını söylediler.

10893021_804094813015404_616431471_o

 
“… hiç bir milletin içinde yaşayamam”

 
– Yurtdışında yaşayan akrabalarınızla ilişkiniz var mı?

 
– Akrabam, falanım hiç neyim yok. Benden başka iki ablam var, onlar da Rusya’da yaşıyor.

 
– Onlarla nasıl iletişim saklıyorsunuz?

 
– Hiç nasıl. Ara sıra Rusya’daki bacım telefon ediyor. Daha gel-git yoktur.

 
– Gitmek istemiyorsunuz?

 
– Neden gideyim ki, artık torunlarım var, hayatta Allah’ın insana verebileceği ne varsa, hepsi varimdir. Başka kimseye ihtiyacım yok. Çağırsalar bile, zorlama karşısında kalsam bile gitmem. Burası benim Vatanımdır. Kendi Azerbaycanlılarımdan başka bir milletin içinde yaşayamam. Benim ömrüm de burada bitecek.

 
– Azerbaycan vatandaşı olarak sorunun hangi yolla çözümünden yanasınız?

 
– Ben istiyorum topraklar qaytarılsın, savaş da kurtarsın, önceki şekilde herkes sevecen yaşasın.

 
– Yani, Azerilerle Ermeniler bir yerde?

 
– Evet. Savaş da kurtarsın, söylenti de.

 
– Ermenistan’daki mevcut durumu televizyondan … (Marita hanım sözümüzü yarıda kesiyor, sorumuz yarım kalıyor. Ama ne demek istediğimizi anlıyor).

 
– Hiç bir şeye bakmıyorum. Gelinim de Allah şahididir ki, hiçbir şey ile ilgilenmiyorum. Ben ancak mugam dinliyorum, mugam okuyanlara bakıyorum.

 
– Evinizde ebeveynlernizden kalan bir gelenek var mı? Hangi ki, bayramlarda, törenlerde hatırlıyorsunuz?

 
– Ben gözümü açıp ancak Nevruz bayramını gördüm, birbirimize pay alıp, pay verdik. Başka hiçbir şey.

 
“O kendisini hiç Ermeni hesap etmiyor”

 
Bu arada evin köşesinde bezenmiş “çam ağacı” gözümüzden kaçmadı. Marita hanım ” çam ağacı ” nı küçük torunlarının isteği üzerine süslediğini dedi. Sohbet esnasında Marita hanımın milletinin adını diline bile getirmek istemediği açıkça hissediliyordu. Defalarca ondan ablalarının eşinin hangi millete mensup olduğunu sorsak da, o, ” bakülüler ” deyip üstünden geçmek istedi. Bizim “Bakü’de yaşayan ermenilerden mi” sorusuna ise hem “evet” hem “hayır” cevabı geldi. Çok güçlükle de olsa öğrendik ki, onun kendisinden başka iki kız kardeşi var ve onlar bakülü Ermenilerle aile kurmuşlar, çatışma başlar başlamaz ise Rusya’ya gittiler ve şu anda da orada yaşıyorlar. Marita hanım “Onlarla ilişkiniz varmı” sorusuna da kendine özgü şekilde “evet” “hayır” diye cevap verdi.

 
– Çatışma başlayan Zamanı – 1988 yılını nasıl hatırlıyorsunuz ve büyük olasılıkla, o zaman sizin de içinizde korku vardı?

 
– Elbette, övladlarımın kaderinden endişeleniyordum. Allah’a şükürler olsun ki, çocuklarımı barındırdım ve tam güvenli bir ortamda yaşıyorum.

 
Görüşmeyi bitirip Marita hanımdan ayrılıyoruz. Dışarıda bizi bekleyen Maritanın Azerbaycanlı gelini sohbete başlamadan önce kaynanasının şikayetçi olmasından dolayı özür diliyor: “Biliyorsunuz, kınamayın onu. Ona şimdiye kadar Ermeni olması ile ilgili bir kelime bile söylenmemiş, ne de kimse bu konuda ilgilenmedi. Bu nedenle bize garip geldi. Çünkü o kendini hiç Ermeni düşünmüyor.”
Daha bir olguyla yüz yüze kalıyoruz. Bir daha emin oluyoruz ki, kayınvalideler azerbaycanlı damatlara, gelinlere daha çok “sürprizler” vaat ediyor.

 

 

(Devamı olacak …)

 

 

 
Naibe Kurbanova

“KarabakhİNFO.com”

 

 

10.01.2015 16:46

Yorum yaz:

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*