Türkçe

Ermenistan: Zorunlu kitlesel göç bir soykırımmıydı? – ARAŞTIRMA

27.01.2015 | 11:05

aaaaAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi “hayır” diyor. İsviçre buna itiraz ediyor ve dava karar aşamasında. Bir dizi soru yanıtsız kalıyor.

 

 

 

Upg. Soykırımı, değilmi: Bu soru İsviçreyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde meşgul ediyor. NZZ `nin haberine göre Genf`de yapılma kararı alınmış olan soykırım anıtı, “üst düzeyde alışılmamış diplomatik girişimlere” neden oluyor.

 

 

 
Prof. Hakki Keskin / 23. Jan. 2015

 
Türk kökenli Prof. Hakkı Keskin, bu yazısıyla soykırımın neden sözkonusu olmadığını açıklamaktadır. Kendisi Uluslararası bir Tarihçiler Komisyonunun bu konuyu araştırmasını öneriyor.

 
Yüz yıldan bu yana bu konu kontrovers olarak araştırılmakta ve tartışılmaktadır.

 
1915 yılında yaşanan olayların değerlendirilmesi, yani Ermenilerin Doğu ve Orta Anadolu’dan, zamanında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına dahil olan Suriye’ye zorunlu göçe gönderilmeleri, yaklaşık olarak 100 yıldır araştırılmış ve tartışılmıştır.

 
“Soykırım” veya Ermenilerin dediği şekliyle “Jenosit”; 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Konvansiyonu’nda, doğrudan veya dolaylı olarak “ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir azınlığın tümünü ya da bir bölümünü yok etmek” olarak tanımlanmıştır.*)

 
İşgalcı güçlerin sonuçsuz kalan soruşturması

 
Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, İngiliz ve Fransız işgal kuvvetleri, 3 Ocak 1919 tarihinden 10 Ağustos 1921 tarihine kadar, Osmanlı İmparatorluğu’nda “Savaş esirlerine kötü davranılması ve Ermenilere karşı katliam” faaliyetlerine karşı, suçlu oldukları iddia

edilenleri yargılayabilmek için soruşturmalar yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun öndegelen 147 siyasi kişiler ve subay, İstanbul`daki işgalcı İngiliz kuvvetleri tarafından yargılanmak üzere Malta’ya sürgüne gönderilmiştir.

 
Özellikle İngiltere işgal kuvvetleri, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermenilerin zorunlu iskanı ile ilgili alınacak önlemler hakkındaki her türlü belge, karar ve yazışmaları ellerinde bulundurmaktaydı. Malta’da bulunan tutuklular hakkındaki yargılama için kraliyet başsavcısı; İngiltere Dışişleri ve Savunma Bakanlığı, İstanbul`daki Yüksek Komiser ve İstanbul’da bulunan İngiltere Büyükelçiliği ile yakın işbirliği içerisinde ve hatta Büyük Britanya Parlamentosunun etkisi ve girişimiyle 32 ay boyunca bu davaya ilişkin hazırlık yapmıştır.

 
Malta duruşmasında berat kararı

 
İngiltere kraliyet başsavcısı Temmuz 1921’de şu sonuca ulaşmıştır: “ Elimizde bulunan deliller ve bilgiler ışığında sanıkların hukuki yollardan yargılanarak cezalandırılması için herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.”**)

 
Osmanlı İmparatorluğu, Büyük Britanya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin elinde bulunan bütün güncel belgeler ışığında, büyük bir heyecan ve kararlılıkla gerçekleştirilen ve tutuklu “sorumlular” hakkında, “savaş esirlerine kötü davranılması ve Ermenilere karşı katliam” suçlamasıyla devam eden Malta Yargılaması, 29 ay sonra tutukluların beraat etmesiyle sonuçlanmıştır. Tutuklular İngilizler tarafından 31 Ekim 1921 tarihinde Türkiye’ye geri getirilmiştir.

 

 
İngiltere bağımsız mahkemenin kurulmasını redetti

 
Daha Malta Yargılaması başlamadan Osmanlı İmparatorluğu Yönetimi, Birinci Dünya Savaşı’na katılmamış ve bu yüzden tarafsız olan Danimarka, İsviçre, İsveç, Hollanda ve İspanya’dan, Ermenilere karşı işlendiği ileri sürülen suçların araştırılması adına bir mahkemenin kurulmasını istemiştir. Ancak bu istek Büyük Britanya işgal kuvvetleri tarafından reddedilmiştir.

 
Eşit sayıda tarihçilerden oluşacak komisyon önerisi

 
Sonderece tartışmalı olan 1915 Ermeni sorununa objetif bir çözüm bulunabilmesi için,eşit sayıda uzman, Türk, Ermeni ve uluslar arası üne sahip tarihçilerden oluşan bir araştırma komisyonunun kurulmasını 2001 yılında önermiştim. Sözü geçen komisyonda, uzman tarihçilerin bir arada çalışması ve ilgili ülkelerin arşivlerinde bulunan belgelerin analiz edelmesini belirtmiştim. Böyle bir çalışma sonucunda komşu ülke olan Ermenistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin de normale dönebilme şansı olacaktı. Öteden beri kişisel inancım ve dileğim bu konuda gerçeğin ortaya çıkarılmasının sağlanmasıdır. Bu görüşümü dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Necdet Sezer’e 2001 yılında Stuttgart’a yaptığı bir ziyaret esnasında yazılı olarak sunmuştum.

 

 

 

Erdoğan`ın mektubu yanıtsız kaldı

 
1915 yılındaki olaylardan 90 yıl sonra kendisini çokça eleştirdiğim, Türkiye Başbakanı Erdoğan, 10 Nisan 2005 tarihinde Ermenistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Robert Kotscharjan’a bir mektup yazarak, ortak bir Tarihçiler Komisyonu kurmayı ve bu komisyonun 1915 olaylarına ait bütün arşiv belgelerini analiz ederek, sonucu da Dünya kamuoyuna sunulması fikrini iletmiştir. Ermenistan söz konusu mektubu yanıtsız bırakmıştır.

 
AIHM`ne göre soykırımın yasal dayanağı yok

 

 
İsviçre Mahkemelerinden biri, Doğu Perinçek’i “Ermeni soy kırımı iddiası emperyalist bir yalandır” görüşünü savunduğu için yargılamıştır. Bu hükme karşı Doğu Perinçek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmiştir. Mahkeme 12 Aralık 2003 tarihinde, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin elinde Ermenilere Soykırım yapıldığınına ilişkin, herhangi bir şüpheye olanak bırakmayacak uluslararası hukuki dayanaklar bulunmamaktadır.” kararına varmıştır. Ermeni Soykırımı iddialarının Holokost`a (Yahudi Soykırımına) benzetilmesine de mümkün olmadığı belirtilmektedir.

 
İsviçre hükümeti bu kararını kabul etmiyerek, 11 Mart 2014 tarihinde AIHM` sin üst kurumunda bu konunun görüşülmesini girişiminde bulundu. Mahkeme Perincek davasının 28 Ocak 2015 tarihinde görüşülmesine karar verdi.

 
İki kere vatandaşlıktan çıkartılmam

 

 

 

Almanya’da aktif olarak siyasete girdiğim 1968’li yıllardan beri, kendi kişisel konumumu düşünmeksizin, her zaman kararlılıkla gerçekler ve adalet için mücadele ettim. 1968-1970 yılları arasında “Almanya Türk Öğrenci Federasyonu” Başkanı olarak, Türkiye hakkında yapmış olduğum eleştiriler nedeniyle 1970 yılında Türk vatandaşlığım elimden alındı. Vatandaşlığımı ancak Ankara’da Danıştay`da açmış olduğum dava sonucunda geri kazanabildim.

 

 

1971 yılında Askeri yönetim yıllarında yeniden vatandaşlıktan çıkartıldım ve yine Danıştay mahkeme kararıyla Türk vatandaşlığımı geri kazandım. Yazar Nazım Hikmet’ten sonra vatandaşlığı elinden alınan ikinci kişi olmam nedeniyle, bu olay Türk kamuoyunda büyük bir yankı uyandırmış ve yoğun olarak tartışılmıştı. 1980-2010 yılları arasında öğretim üyesi, Hamburg Türk Toplumu başkanı, Almanya Türk Toplumu Genel Başkanı, Hamburg Eyaleti Milletvekili ve Federal Almanya Parlamentosu Milletvekili ve Avrupa Parlamenterler Meclisi Üyesi olarak yüzlerce sunum, röportaj ve yayın ile göçmenlerin ve Almanya’da sosyal bakımdan mağdur olan insanların eşit haklara sahip olmaları amacıyla uğraş verdim. Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmış, son yıllara ait yazılarımda, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin yanı sıra Türkiye’de basın ve fikir özgürlüğünü de önemle ve kararlılıkla savunmaktayım. Ermeni lobiciler tarafından “Türk Nasyonalist”i (aşırı milliyetçisi) olarak itham edildiğimden, biyografim hakkındaki bu bilgileri paylaşma gereği duyuyorum.

 
Ermeni Katliamları

 
Saygın tarihçiler tarafından yayınlanmış ve bir kısmı kütüphanemde de bulunan sayısız yayında, 1915 yılı olaylarının öncesi ve sonrasının ortaya çıkış nedenleri açıklanmakta ve meydana gelen olayların detaylı anlatımları bulunmaktadır. İsyankar ve her türlü teröre başvuran Ermenilerin, Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve esnasında, çarlık Rusya’sı tarafından cesaretlendirilip desteklenerek ve hatta Rus ordusu ile birlikte Türkiye’nin doğusunda kendi vatanlarına karşı savaşmış oldukları da, bu yayınlarda belgelendirilmiştir. 1914 yılının sonlarına doğru şimdiki Türkiye’nin doğusu Rus ordusu tarafından işgal edildiğinde, Ermeni Taşnak Partisinin üyeleri Türk ve Kürt halkına karşı katliamlar gerçekleştiriyorlardı. Tahminlere göre bu katliamlarda yüzbinlerce kişi öldürülmüştür. Bu katliamlara ilişkin bir çok arşiv belgesi, hatta Rus generalleri ve siyasi sorumluları tarafından ele alınarak raporlarla belgelendirilmiştir.

 

 

Yüzbinler zorunlu göç sonucu yaşamını yitirdi

 
Ancak Türkiye’nin doğusunda gerçekleşen bu olaylardan sonra, Osmanlı Devleti, Osmanlı ordusundaki etkin Alman generallerinin de tavsiyesi üzerine, 27 Mayıs 1915 tarihinde Ermenilerin zorunlu göçüne karar vermiştir. Şüphesiz ki bu uzun yolculukta eksik ulaşım olanakları, hastalık ve ülkenin yoksul koşulları nedeniyle, yüzbinlerce Ermeni hayatını kaybetmiştir. Yine bu esnada Ermenilere karşı çok sayıda intikam saldırıları ve soygunculuk olayları da gerçekleşmiştir. Kararlılıkla eleştirilmesi gerekir ki, Türkiye’nin doğusunda yaşayan ve isyan olaylarına karışmamış olan Ermenilerin de bu sürgünden ve ölçülemez derecedeki acılardan etkilenmesidir.

 

 

 

aaaaaaaa

Batı Türkiye`deki Ermenilere tehcir uygulanmadı

 

 

 

 
Bununla birlikte belirtmek gerekir ki İstanbul, İzmir, Bursa gibi ülkenin batı kısmında bulunanşehirlerde yaşayan Ermeni halkı, bu zorunlu göç politikasından etkilenmemişlerdir. Bu gerçek, Ermeni halkının tamamının zorunlu göçe tabi tutulmamış olduğunun da göstergesi ve belgesidir. Kişisel olarak yüzbinlerce Ermeni’nin yanı sıra Türklerin ve Kürtlerin de bu dramatik ve üzücü olaylar sonucunda hayatlarını kaybetmiş olmalarına içtenlikle üzülmekteyim. Bu açıdan tartışmalarda, yalnızca öldürülen Ermenilerden söz edilmesi, diğer taraftan hayatını kaybetmiş neredeyse aynı sayıyı bulan Türklerin konu dışında tutulması kabul edilir bir yaklaşım değildir.

 

 

Ermeniler ve Türkler yaklaşık bin yıl boyunca barış içerisinde yan yana yaşamışlardır. Ermeniler, Osmanlı topluluğunun bütün meslek dallarında çalışmakla birlikte devletin elçilik ve bakanlık gibi önde gelen görevlerde de bulunmuşlardır.

 
Ermenistan’ın ilk başbakanı olan Ovannes Kaçaznuni Osmanlı Devleti’nin bu oldukça üzücü tarihini şu sözlerle dile getirmiştir: “Öldürüldük ve öldürdük. Büyük Ermenistan rüyası ile gözlerimiz kör oldu.”*)

 
Ermeni lobiistleri konunun objektif verilerle tartışılmasına yanaşmıyor

 
Çok yönlü bir şekilde ve inanılmaz maddi olanaklarla desteklenen aktif Ermeni Lobicileri ve yardımcılarının, bu konu hakkında farklı fikirleri olan kimseleri “Jenosit İnkârcısı” olarak karalama ya da tehditlerle susturma gibi bir hakları bulunmamaktadır. Ermeni lobicileri çok yönlü yöntemlerle gerçekleri çarpıtarak ve hatta resim tablolarını bile değiştirerek, Dünya kamuoyunun gözünde kendi görüşlerini “tek gerçek” olarak empoze etmeye çalışmaktadırlar. Bu konu Ermeni lobicilerince tabulaştırılmış, dolayısıyla alanında uzman ve konu ile ilgili arşiv belgelerini araştırmış tarihçilerin konferansları bile engellenmek istenmektedir.

 
Yakın tarihde Ermenistan işgalleri ve katliamları

 
Gittikçe sesleri yükselen Ermeni Lobicilerin bir amacı da, Dağlık Karabağ ve etrafında yer alan Azerbaycan’a ait beş bölgenin (Azerbaycan topraklarının yüzde yirmilik kısmı) işgalini ve 1992 yılında gerçekleşen Hocali halkının katliamını kamuoyunun gündeminden uzak tutmaktır. Azerbaycan’ın işgal edilmiş bu bölgelerinden yaklaşık olarak bir milyon kişi kovulmuştur. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konsey’inin dört kararı (No. 822,853, 874, 884), Avrupa Parlamentosu’nun ve Avrupa Konsey’inin Ermenistan’ın işgal edilen Azerbaycan topraklarından çekilmesini öngören kararları göz ardı edilmektedir.

 
Eşit sayıda tarihçilerden oluşacak bir komisyona gerek var

 
Bu tartışmalı tarih konusu, yalnızca alanında uzman tarihçiler tarafından ve Dünya`da bulunan arşiv belgelerinin ve kaynakların ışığında nesnel olarak açıklanabilir. Bu nedenle kurulacak olan bir Tarih Komisyonun desteklenmesi ile çift taraflı bir çözüme ulaşılabilir. Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşebilmesine böyle bir çözüm yardımcı olunabilir. Hangi nedenle olursa olsun bu konunun istismar edilmesi, gerçeğin aydınlatılmasında ve bu sorunun çözülmesinde yardımcı olmayacaktır.

 

 

 

 

Yazarın bu konudaki daha ayrıntılı görüşleri için internet sayfasında www.keskin.de«Azerbaycan-Ermenistan Türkiye» bakınız.
*) Gürkan, U., Ermeni Sorununu Anlamak, Istanbul 2011, S.78 ff.
**)Katschasnuni, H., Taşnak partisinin yapacaği bir şey yok, Kaynak yayınları, Istanbul, 2005, S.9.

 

 

 

 

 

27.01.2015 11:05

Yorum yaz:

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*