Türkçe

Azerbaycan’a karşı düşmanlık politikası – I bölüm

06.08.2014 | 07:49

musa-qasimliProf., Dr.
Musa Gasımlı,
milletvekili (Azerbaycan Cumhuriyeti)

Azerbaycan’a karşı düşmanlık politikası:
Bolşevik işgalinden Ermenistan’ın tecavüzüne kadarki dönem
(1920-1988)

Çarlık Rusiyasının işgalleri sonucunda XIX yüzyılın 20-30’lu yıllarından itibaren Güney Kafkasya’ya göç ettirilerek yerleştirilmiş Ermeniler bir süre sonra komşu halkları, özellikle Azerileri tehdit etmeye, kriz zamanlarında onlara karşı toplu katliamları gerçekleştirmeye başladılar. Göç ettirilme sonucunda Güney Kafkasya’da hiçbir zaman mevcut olmayan Ermenistan adlı devlet oluşturuldu.

 
1918-1920 yıllarında terör ve Azerbaycanlılara karşı soykırım Ermenistan’da devlet politikası düzeyine kaldırıldı. 1920 yılında Azerbaycan ve Ermenistan Bolşevik Rusyası tarafından işgal edildi sovyetleştirildikden sonra da Ermenilerin Güney Kafkasya’da Azerbaycanlılara ait topraklara yerleştirilmesi, onların sıkıştırılması, asılsız toprak iddiaları, Azerbaycan topraklarının Ermenistan’a verilmesi politikası sürdürüldü. Peki tarihi kaynaklar bu konuda ne diyor?
Sovyet politikası çar Rusiyası döneminden farklı mıydı?
(20-30’lu yılların tecrübesi)

 

 

20’li yıllarda oluşmuş uygunsuz uluslararası ortamda Azerbaycan’ın bağımsızlığı için tehlike oluştu. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin varlığına Bolşevik Rusyası’nın işgali sonucunda son verildi. 1920 yılı 28 Nisan Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (Azerbaycan SSR) oluşturuldu. Aynı yıl Ağustos 5’de hazırlanan raporda Azerbaycan’ın Ermenistan ile tartışmasız arazisi şöyle gösteriliyordu: sınır Gazak ve Borçalı kazalarının eski idari sınırlarından başlayıp, sonrasında Gazak, Aleksandropol’ dan (Gümrü) ve Yeni Beyazıttan Maralıca dağlarına kadar, oradan doğrudan Gökçe gölüne iniyor, yaklaşık 11 / 2 verst kuzeye Çubuklu köyünden sonra Göyçe gölünü ikiye bölüyor, onun güney kıyısı ile batı yönüne gidiyor, Gökçe Gölü’nün güney sınırında sınır Zağalı ve Gödek Çeşme köyleri arasından başlar, sonra Yarnızlı, Kızıl Veng ve Yukarı Alçalı köylerinin yukarısından Gökçe Gölü’nün güney kıyılarının dağlık bölgelerinden – Kızıl Harava (yaklaşık 10859) ve Ağmahan yüksekliklerinden geçiyor.
Batı’da Erivan ve Yeni Beyazıt kazalarının sınırlarından Küçük Ağdağa doğru ulaşıyor, Müslümanların (Azerilerin – MQ) yaşadığı dağlık arazileri Ermenilerin yerleştiği köylerden ayırıyor. Sonra sınır Küçük Ağdağ dağlarından kuzeybatıya, Toğmahan gölü yönünde Tezekend köyüne doğru gidiyor, o araziden Gerniçay Nehri ile Yukarı Akbaş köyüne ulaşıyor ve onun önünden kuzeye doğru 3620 metre yüksekliğe kalkıyor, oradan güney-batıya Uluhanlı’ya gidiyor, Uluhanlı köyü ve Uluhanlı demiryolu istasyonunun arasından geçerek Aras nehrine kadar uzanıp kuzeyde Rençber köyüne ulaşıyor.

 
Rençber köyünden Araz nehrine sınır doğrudan batıya, Sürmeli kazası ile Eçmiadzin ve Kars illerinin geçmiş idari sınırları ile kavuşur ve Tendürek dağlarına, eski Rus-Türk sınırlarına doğru ulaşıyor.

 
1920 yılının sonbaharında Ermenistan da sovyetleştirilti. Bundan sonra da merkezi Bolşevik yönetimi çar Rusiyası döneminde yürütülen siyaseti sürdürmeye, Azerbaycan’a ait tarihi arazileri parçalayıp Ermenistan’a vermeye başladı.
Azerbaycan SSC Halk Adalet Komiseri Behbud Şahtahtinski Rusya Komünist (Bolşevik) Partisi Merkez Komitesine (RK (b) P MK) yazıyordu ki, Zengezur’da 123 bin 95 kişi Azeri’nin, 99 bin 257 kişi Ermeni’nin yaşamasına rağmen, 1920 yılı, 30 Kasım Zengezur kazasının batı bölümü Ermenistan’a verilmiştir. Bu arazinin verilmesi sonucunda Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesi ile, Türkiye’nin ise Türk dünyası ile kara bağlantısı kesilmiştir. Sovyet Ermenistan’ın yaşayan Azerbaycanlılara karşı yürütülen siyaset Daşnaksütyun’un döneminde yürütülenden o kadar da farklı değildi. Sayıca Azerbaycan’da yaşayan Ermenilerden çok olmalarına rağmen, Ermenistan’da tarihi topraklarında yaşayan Azerbaycanlılara özerklik verilmedi.

 
Azerbaycan’da yaşayan Ermeniler için ise özerklik oluşturuldu. Öyle ki, RK (b) P MK Kafkas bürosu toplantısının RK (b) P MK üyesi İ.V.Stalin, Kafkas bürosu üyeleri G. (Sergo) K.Orconikidze, F.İ.Makaradze, S.M.Kirov, A.M.Nazaretyan, İ . D.Orahelaşvili, Y.P.Figatner, N.Nerimanov, A.F.Myasnikov ve Azerbaycan SSC Halk Dışişleri komiseri M. Hüseynovun katılımıyla 1921 5 Temmuz’da yapılan toplantıda Dağlık Karabağ meselesi tartışıldı. Azerilerle Ermeniler arasında milli barışın zorunluluğu, yukarı ve aran Karabağ’ın Azerbaycan ile ekonomik ilişkisi, ve ilişkinin sürekliliğini dikkate alınarak Dağlık Karabağ Azerbaycan’ın sınırları içinde tutulmuştur. Bu idari merkeze Şuşa olmakla geniş özerklik vermek kararı alındı.

 
Bundan bir süre önce, 1921 yılı 16 Mart imzalanan Rusya – Türkiye anlaşmasının üçüncü maddesi ile Nahçıvan’ın arazisi ve statüsü belirlendi. Aynı yıl 13 Ekim de bir tarafdan Azerbaycan SSC, Ermenistan SSC ve Gürcistan SSC, diğer yandan ise Türkiye arasında Kars’ta Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti aracılığı ile anlaşma imzalandı. Anlaşmanın 5. maddesinde Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan hükümetleri hemfikir olduklarını bildirdiler: “Nahçıvan vilayeti […] Azerbaycan’ın himayesinde özerk bir bölgedir”. Sözleşmeye üçüncü ekte Nahçıvan’ın sınırları belirlendi.

 
1922 yılı 12 Mart’dan 1936 5 Aralığa kadar olan dönemde Azerbaycan Transkafkasya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’ne (TSFSC) dahil oldu. Azerbaycan SSC TSFSC’e kabul olana kadar Yeni Beyazid kazasının Basargeçer bölgesi Rusya İmparatorluğu sınırlarında ve Şerur-Dereleyez kazasının üçte ikisi artık Ermenistan’a verilmişti. Azerbaycan Kafkas Federasyonu’na kabul edildikten sonra ise Gazak kazasının büyük bir kısmı, Cebrayil kazasının ve Nahçıvan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bir takım köyleri Ermenistan’ın bünyesine katıldı. Böylece, 1918-1920 yılları arasında Azerbaycan’ın 113895, 97 km2 topraklarından Sovyet döneminde sadece 86,6 bin km2’i elinde kaldı.
Ermenistan Azerbaycan topraklarına sahiplenmekle yanı sıra tarihi topraklarında yaşayan Azerilerin kendi öz topraklarından kovulmasına devam ediyordu. Ermenistan hükümeti toprak yetersizliği bahanesi ile önceki yıllarda tarihi topraklarından kovulan Azerbaycanlıların daimi yerleşim yerlerine dönmelerine kesin şekilde itiraz ediyordu. Öyle ki, TSFSC İttifak Konseyi yanında Mülteciler Daimi Komisyonu üyesi İsaakyan Kafkasya Diyar Parti Komitesi Yönetim Kadrosuna geri dönmek isteyen Azerbaycanlı mültecileri yerleştirmek için Ermenistan’da bir karış da toprak olmadığını yazıyordu.

 

 

Ek olarak, Azerbaycanlı mültecilerin Zengezur kazasına geri gönderilmesi kriz yaratır, bu nedenle konuyu Azerbaycan’ın boş toprakları hesabına çöze biliriz diyordu. Zengezur’dan kovulmuş Azerbaycanlı mültecilerin Azerbaycan SSC Gubadlı ilçesinden geri yollanarak Zengezur kazasında daimi yerleşim yerlerine yerleştirilmesine yerel yönetimlerin engel olması konusunda sorun hatta TSFSC İttifak Konseyi yanında Mülteciler Komisyonu 1922 yılı 12 Haziran (protokol № 17) ve 9 Temmuz’da yapılan toplantılarında (protokol № 18) tartışıldı. Kabul edilen kararda deniyordu: “Ermenistan SSC de boş toprak fonu olmadığı için Ermenistan SSC den olan ve şu an Azerbaycan SSC Nahçıvan ili arazisinde bulunan 28 bin kişi Müslüman (Azerbaycanlı) göçmeni yerleştirmek Azerbaycan SSC hükümetine tavsiye edilsin”. Böylelikle, Zengezur’dan kovulmuş Azeriler tarihi topraklarına dönemediler. Onları Azerbaycan hükümeti ülke topraklarında yerleştirmeye mecbur oldu.

 
Azerbaycan hükümeti taviz verdikçe Ermeniler daha da cesaretleniyor, yeni arazilerin Ermenistan’a verilmesi işine devam ediyorlardı. Nitekim, 1922 yılı 25 Ekim’de Azerbaycan SSC Halk Toprak Komiserliği’nin Halk Dışişleri üzere Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü’ne sunduğu Azerbaycan’ın arazisi ile bağlı referansdan anlaşılıyor ki, Azerbaycan’ın tüm arazisi 7.989.105 km2 idi ve ondan Ermenistan’a geçmiş Gazak kazasından 379.984 km2, geçmiş Zengezur kazasından 405.000 km2 verilmişti.
Sovyet hükümeti Ermenilerin Azeri topraklarına yerleştirilmesi ve Azerbaycan topraklarının Ermenistan’a verilmesi işini 1922 yılının Aralık ayında SSCB oluşturulduktan sonra da sürdürdü. Öyleki Ermenilerin Güney Kafkasya’ya getirilmesinde önemli bir aşama Lozan Konferansından sonraki döneme rast geliyor. Bilindiği gibi Türk hükümeti konferansta ülkedeki tüm ulusal azınlıkların haklarını korumak hakkında taahhüt aldı. Buna rağmen, konferansta yer alan RSFSC halk Dışişleri Komiseri Georgi Çiçerin 1923 yılının Ocak ayında Uluslararası Ermeni Cemiyeti’ne gönderdiği mektupta Ermenileri Sovyet hükümetinin kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi.

 
Rusya, Ukrayna ve Gürcistan heyetleri bu konuda Lozan Konferansı Başkanına verbal nota gönderdiler. G.Çiçerin 27 Ocak’ta Lozan’dan yardımcısı Mihail Litvínov’a gönderdiği mektubunda Ermenilere araziler vermek konusunda bildirinin Uluslararası Ermeni Cemiyeti’ne sunulduğunu yazıyordu. Ona göre bu işte Ermenilerin göçüne mali yardım ve ulaşım kurumları yer almalı idiler. Çünkü Sovyet hükümetinin Ermenileri göç ettirmek için malzemesi yoktu. G.Çiçerin başka bir Yardımcısı Lev Karakan’a yazdığı mektubunda bu meseleleri Ermeni Komiserliği ve Ermeni milli hareketinin Dro gibi önemli adamlarının yaşadığı Moskova’da müzakere etmeyi tavsiye ediyordu.

 
Ermenilerin göçü için yaratılmış komisyon 1923 yılı 23 Mart Halk Toprak Komiserliği kurulu üyesi Mesyaçevin başkanlığında yapılan toplantısında 200 binden fazla olmamak şartıyla Ermeni’lerin Rusya topraklarına göç ettirilmesi kararı kabul edildi. Onların 15 bini Güney Kafkasya’da yerleştirilmeli idi. Bu mesele RK (b) P MK Siyasi bürosunda da tartışıldı. G.Çiçerinin teklifi esasında 1923 22 Kasım’da 22 yapılan RK (b) P MK Siyasi Bürosu toplantısında (protokol № 47) “Türkiye’den gelen mülteci Ermeniler hakkında” mesele tartışıldı. Kabul edilen gizli karara göre 10 bin Ermeni’nin Türkiye’den SSCB sınırları içine kabul edilmesine itiraz edilmedi. Bunun sonuçunda Türkiye’den gelen Ermenilerin bir kısmı Güney Kafkasya’ya yerleştirildi.

 
1923 yılında Nahçıvan’ın Azeriler yaşayan 9 köyü Ermenistan’a verildi. Daha sonra, 1925 yılı 19 Mayıs Kafkasya Merkezi İcra Komitesi (MIK) Küçük Yönetim Kurulu toplantı kararına uygun olarak (protokol № 12) çok sayıda Ermeni Nahçıvan’a yerleştirildi.
1923 7 Temmuz’da Karabağ’ın dağlık bölümünde Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi (DKÖB) oluşturuldu. Özerk bölgenin idari merkezi Hankendi şehri belirlendi. Aynı yılın Eylül ayında şehrin adı değiştirilerek Azerbaycanlılara karşı soykırımın organizatörlerinden biri olan Bolşevik Stepan Şaumyan’ın şerefine Stepanakert adlandırıldı. DKÖB’nin idari arazisi Ermeni topluluğunun çoğunluğunu sağlamak için belirlenmişti. Azerbaycan hükümeti Dağlık Karabağ’da yaşayan Ermenilere geniş haklar verdi.

 
Bu, Lenin ve Stalin’in Ermenilere ve Azerbaycan halkına karşı tutumunun göstergesiydi. Ermenistan’da tarihi topraklarında yaşayan Azerilerden sayıca kat kat az olmalarına rağmen, Azerbaycan’daki Ermenilere özerklik oluşturulması “böl ve yönet” politikasının somut göstergesiydi. Ermenistan’da yaşayan Azerilere sadece özerklik verilmedi, aksine Ermenistan hakimiyeti onları daha fazla sıkıştırmaya başladı.

 
Sovyetleşmeden sonra Güney Kafkasya cumhuriyetleri arasında bir takım arazi tartışması vardı. Bu açıdan Kafkasya Merkezi İcra Komitesi danışmanı M.Skiditskinin 1927 yılı 21 Eylül’de Tiflis’te hazırladığı “Kafkasya cumhuriyetleri arasında hangi toprak iddiaları olmuştur?” adlı referansı dikkatçekicidir. O yazıyordu: “Azerbaycan ve Ermenistan arasında toplam arazisi 17816 km2 olan 61 arazide tartışmalar olmuştur. Bunların 6750 km2 arazisi olan 46-sı üzere Kafkasya MIK nihai karar kabul etmiştir. Bu karara göre 3050 km2 arazi Azerbaycan SSC, 3700 km2 arazi ise Ermenistan SSC bünyesine dahil edilmiştir. ”

 
Ermenilerin Güney Kafkasya’ya getirilerek Azerbaycanlılara ait arazilere yerleştirilmesi 30. yıllarda da devam ettirildi. Birlik Komünist (Bolşevik) Partisi Merkez Komitesi (ÜİK (b) P MK) Siyasi Bürosu 1931 yılı 10 Mayıs tarihli oturumunda (protokol № 37) Ermenilerin TSFSC’e getirilmesi hakkında mesele gündemin 25. maddesi gibi tartışıldı. Fakat ertelendi. Ancak bir süre sonra bu mesele Siyasi büronun 16 Haziran yapılan oturumunda (protokol № 43) yeniden tartışmaya çıkarıldı. Mesele hakkında tam gizli karar kabul edildi. SSCB Halk Dışişleri Komiserliği (XXİK) 1932, 14 Mart 263 №-li tam gizli mektupla TSFSC MIK’e başvurarak Türkiye’den gelen Ermenilerin vatandaşlığa kabul edilmesini tavsiye etti.
Belirtmek gerekir ki, onların vatandaşlığa kabul edilmesi konusunda dilekçe 1928-1929-cu yıllarda kaldırılmıştır. TSFSC MIK Sekreteri Hamid Sultanov Azerbaycan SSC MIK İşler Müdürlüğü’ne 1932 yılı Mart 27’de 479 sayılı gizli mektup göndererek Türkiye Ermenilerinin “SSCB vatandaşlığına kabul edilmesi meselesini acil çözmek için sizin emirinizi bekliyoruz” – diye yazdı. Kabul edilen kararlar yerine getirildi.
1936 yılının Mayıs ayında sadece Paris’ten Ermenistan’a 2 bin Ermeni getirildi. Onların temsilcileri Lavrentiy Beriyaya ve Gezenfer Musabeyov’a mayın 22-de telgraf göndererek yabancı ülkeden yeni vatana (bizim vatanımıza)- belgede şöyle de yazılmıştır) gelmelerine olanak sağladıkları için teşekkür ediyorlardı.

 
Böylece, Sovyet yönetiminin ilk yıllarından itibaren yabancı ülkelerden Ermeniler toplu şekilde getirilerek Ermenistan’a yerleştirildi. Onların yaşaması için Azeri halkı tarihi topraklarından kovuldu. Sovyetyönetimi yıllarında göç ettirilme yoluyla Ermenistan’da Ermenilerin sayısının yükseltilmesi “Taşnaksutyun Partisi’nin devrimde rolü” adlı raporda da itiraf ediliyordu. Burada somut olarak yazılıyordu: “Eğer 1920 yılında Ermenistan’da 774 bin kişi nüfus vardısa, 1936 yılında bunların sayısı 1 milyon 200 bin kişiye veya % 55 e yükseldi. Sovyetler Ermenileri yerleştirerek uygun ortam yaratsa da, Ermenistan’da Azeriler nüfusun büyük bir bölümünü kapsamasına rağmen, onlara özerklik hakkı verilmedi, aksine onlara karşı ayrımcılık politikası hayata geçirildi.

 

 
“KarabakhİNFO.com”

06.08.2014 07:49

Yorum yaz:

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*