Türkçe

Bir itirafçı ermeni komitacı

22.04.2013 | 11:54

5Mihran Damadyan Hıncaklar arasında hızla ilerlemiş ve eğitimli bir hatip ve yazar olarak propagandacı sınıfta yer almıştır. Mihran bir propagandacı olarak ilk görevi ;halkı Osmanlı’ya karşı tahrik etmek olduğunu ifade eden Mihran görevinin “dehşet-i külli” tam bir dehşet havası yaratmak olduğunu söylemiştir.

Ermeni Meselesi ilk olarak 3 Mart 1878 yılında Rusya ile yapılan Ayestefanos antlaşmasının hükümlerinde yer almış ve meseleyi milletlerarası politika haline getirmiştir. Antlaşmanın on altıncı maddesinde “ Babıâli Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde yerel durumun gerektirdiği iyileştirme ve reformları yapacak Kürtler ve Çerkezlere karşı Ermenilerin güvenliğini sağlamayı üzerine alır” ifadeleri yer almıştır. Yalnız Ayestefanos antlaşmasının diğer hükümlerinin İngiltere’nin çıkarlarına ters düşmesi üzerine İngiltere, Rusya ile yaptığı gizli bir antlaşmayla kendi çıkarlarına ters düşen maddeleri değiştirmiştir. Bu antlaşma sonrası Berlin’de yeni bir konferans toplanmıştır. Berlin Konferansı’nda Ermeniler boş durmamış büyük devletlere istek ve iddialarını anlattıkları bir belge sunmuşlardır. Yalnız Ermeniler istediklerini alamadıklarını Ermeni Patriği “Baba Efendi” lakaplı Hırımyan’ın Berlin Konferansı’ndan dönüşte yapmış olduğu vaazda dile getirilmiştir;
“ Diplomatlar bir tas yemeği masaya koydular. Diğerleri birer kılıçla gelmişti. Bu özgürlük kâsesinden kendi paylarını demir kepçeler ile aldılar. Ancak Ermeniler bir kaşık isteğiyle geldikleri için bu yemekten paylarını alamadılar. Ermeni halkı, elbette kılıcın neler yapabilmiş olduğunu ve neler yapabileceğini çok iyi biliyorsunuz ve böylece baba toprağına, akraba ve dostlarınıza döndüğünüzde silahlanın ve yine silahlanın. Ey insanlar özgürlük umutlarınızı kendinize bağlayın, kendi aklınızı ve yumruğunuzu kullanın. İnsan kendi kurtuluşu için çalışır.’
Berlin Konferansı
Konferansta istediklerini alamayan Ermeniler Osmanlı Devletine karşı ayaklanmışlar ve çetecilik faaliyetlerine başlamışlardır. Bu faaliyetlerinin başında 20 Haziran 1890 yılında meydana gelen Erzurum’daki Musa bey olayıdır. Bu olayın arkasından 1890 yılındaki İstanbul Kumkapı’da meydana gelen olaydır. Bu olayla birlikte Ermeniler arasında Mihran Damatyan ismi yayılacaktır.
Mihran Damadyan hakkında yapılmış en önemli çalışma Sakarya Üniversitesi Öğretim görevlisi Prof. Dr. Haluk Selvi’nin eseridir. “Bir Ermeni Komitacının İtirafları” adlı eserde bir Ermeni Komitacı olarak karşımıza çıkan Mihran Damadyan hakkında ilginç bilgiler bulunmakta ve bir komitacının gözünden Ermeni Meselesi kaleme alınmıştır. Diğer taraftan Ermenilerin kurmuş oldukları ilk siyasi partiler, komitacıların nasıl çalıştığına bilgiler ve Ermenilerin ilk Cemiyetlerinden biri olan Hıncak’lar hakkında ilginç tespitlerde bulunmaktadır. Aynı zamanda Adana’da Ermeniler tarafından 5 Ağustos 1920’de kurulan ve ömrü sadece iki saat on beş dakika süren Kilikya Hıristiyan Cumhuriyeti Hükümeti’nin nasıl kurulduğuna dair ilginç bilgilerde bulunmaktadır. Bunların yanında eserin en dikkat çeken noktası ise; Bir Ermeni propagandacısı olan Damadyan’ın İtirafnamelerinin bulunmasıdır. İtirafnameler yazarın kendi tarafından sadeleştirilmiştir.
Mihran Damadyan 1863 yılında Katolik bir Ermeni ailenin beşinci çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Öğrenimine ilk olarak Viyana Mihitaristleri’nin Pangaltı’daki olulunda daha sonra İstanbul’daki Katolik Ermenilerin açmış olduğu Surp Agop okulunda eğitimine devam etti. Üniversite tahsili için yine Mihitaristlere bağlı Venedik’te Murat Rapaelyan okuluna gitti. İstanbul’a döndüğünde 17 yaşında olan Mihran Ermeni Naregyan Mektebi’nde öğretmenliğe başladı. Göreve başladığı bu okullar Birleşik Ermeni Cemiyeti tarafından kurulmuştu. Mihran kısa bir süre sonra bu Cemiyetin Muş’ta kurmuş olduğu okulda göreve başladı. Burada Armenagan Partisi kurucusu Hairabed Canigian ile tanıştır. Bu parti Ermenilerin ilk ihtilalcı siyasi partisiydi. Mihran burada Ermeni sorunu ile yakından ilgilenmeye başlayacak ve Muş bölgesinde gizli bir örgüt kuracaktır.
Bunun yanında Haluk hocanın eserinde tespiti ilginçtir; Mihran’ın burada hızlı bir şekilde yükseldiğini çekemeyenler ona baskı kurarak uzaklaştırmış olduklarını onunda 1888 yılında İstanbul’ a geçerek Cenevre merkezli ve Marksist kökenli Hınçak partisine geçtiğini belirtmiştir. Bunların yanında; İstanbul’da bulunan Mihran ve benzeri şahıslar partinin Marksist- Sosyalist kimliğinden ziyade Milliyetçi kimliği ile ilgilendiklerinin altını çizmiştir.
Mihran Damadyan Hıncaklar arasında hızla ilerlemiş ve eğitimli bir hatip ve yazar olarak propagandacı sınıfta yer almıştır. Mihran bir propagandacı olarak ilk görevi ;halkı Osmanlı’ya karşı tahrik etmek olduğunu ifade eden Mihran görevinin “dehşet-i külli” tam bir dehşet havası yaratmak olduğunu söylemiştir.

Mihran Hıncak komitesi üyesi olduktan sonra İlk katıltdığı faaliyet İstanbul Kumkapıda ki olaylardır. Buradaki faaliyetleri sonrası Atina’ya kaçan Mihran iki yıl kadar burada kalmış 1892 yılında tekrardan Doğu Anadolu’ya geçerek burada faaliyetlere başlamıştır. Mihran,Boyacıyan ve yanında altı kişi ile Diyarbakı’da altı ay kalmış buradan Muş’a giderek Avazan köy aşireti Müslüman İshak Çavuşu öldürmüştür. Daha sonra Sasun’a geçerek I.Sasun isyanını başlatmıştır. Buradaki faaliyetleri esnasında bir Ermeni köyü olan Semalliler tarafından ihbar edilerek yakalanmıştır.
Dönemin Bitlis Valisi Tahsin paşa 13 Haziran 1893 tarihli yazısında; “Avrupa Hıncakyan ihtilal örgütünün dördüncü resisi Mihran Damadyan’ın yakalandığını” Babıaliye bildirmiştir.Mihran yakalandıktan sonra kısa bir süre Muş hapishanesinde tutulmuş daha sonra Bitlis’e nakl edilmiştir. Nakil esnasında bir kısrağın tekmesinin dizine gelmesinden ötürü dizleri parçalanmış ve beş ay tedavi görmüştür. Dizindeki yara kalıcı olması nedeniyle Osmanlı yetkilileri tarafından “Topal” lakabıyla bilinmektedir. Mihran Bitlis’e intikalinden sonra Tahsin Paşa’nın konağına çımıştır.Tahsin Paşa eğer komitalar hakkında bilgi verirse affa layık olacağını ifade ederek komitacının konuşmasını sağlamıştır. Aynı zamanda Haluk hocanın diğer bir tespiti ise; Mihran’ın Tahsin paşanın huzuruna çıkarak İstanbul’a gönderilmesini istemiş olmasıdır. Durumun Yıldız’a bildirilmesi üzerine; Sultan Abdülhamit “çok acele ve kılık değiştirilerek” İstanbul’a gönderilmesini istemiştir. Yıldız’da bir hafta kalan Mihran , Sultan’a komitalar hakkında tafsilatlı bilgiler vermiştir.

Bir itirafçı ermeni komitacı
Mihran’ın ilginç İtirafnamesinde ilk dikkat çeken Komitalar hakkında bilgi vermesi ve kendisinin burada yokmuş veya kilit noktalarda görev almadığını ifade etmesidir. İtirafname’nin ilk kısmında:
“ … bu komitalardan birincisi Ermeni Milletpervan (Milletsevenler) Cemiyeti olarak adlandırılıp merkezi Londra’dır. Bu komitanın başlıca azaları Agopyan, Aganoor Efendilerdir. Bunlar İngiliz Başbaanı Mösyö Gladstone ‘nin himayesindedir. Bu komitaya bir çok İngiliz vekil aza olarak yazılmıştır. Komitenin veznedarı bir İngiliz vekildir. Bu komitenin Haisdan namında bir de gazetesi vardır.Bu komitanın düşüncesi, yalnız politika ile yani yabancı devletlerin müdahalesini davet yolundan çalışarak Ermenilere bağımsızlık kazandırmak hayalinden ibaret olup o yolda çalışmaktır.Bundan dolayı bu komitanın Osmanlıda şubeleri yoktur.
Bilgi verdiği Komitaların en dikkat çekici olanı ise Sultan Abdülhamit’e karşı kurulan gizli bir örgütten bahs etmesidir. Bu örgütün en önemli hedefi Abdülhamit’i tahtan düşürüp yerine Çırağan Sarayında bulunan Şehzade V.Muradı başa geçirmek olduğudur.
Mihran’ın itirafındaki diğer bir ilginç nokta ise İngiliz Başbakanı Gladstone’nin Şark poltikaları danışmanı Daily News Gazetesi muhabiri Fitzgerald ile yaptığı görüşmedir. Bu görüşmede Fitzgerald Mihran’a şu tavsiyelerde bulunmuştur;
“Payitahta karışıklık çıkarmaya muvaffak olur iseniz İslamlardan dahi size müttefikler bulursunuz. Zira Sultan Abdülhamit’in müstakil idaresinden hoşnutsuz İslamlar vardır. Ol takdirde onlardan da muavenet görürsünüz yahut onların dahi teşebbüsleri bilahere sizlere faydası olur. Payitaht’ta büyük yangınlar çıkarmak ve Beyoğlu ve Galata civarında Osmanlı tuğrası bulunur ise hepsini kırıp geçirmek bu benzeri işlerden yapmaktan geri durmamaktır.”
Mihran’ın diğer bir itirafı ise; “ ….geçen senenin hırka-i Şerif töreninde Padişah Efendimizi istibale gelmiş olan bir istimbot vapurunun dönüşü sırasında batmasında ve içerisinde bulunan adamlardan on,on beş kişini boğularak telef olmasından dahi bahis olunmuş idi.”
Ermenilerin İngiliz desteğini alma düşünceleri içinde dikkat çeken diğer bir itiraf ise Ermenilerin Katolik Hıristıyanlıktan çıkarak Protestanlığı kabul ederek İngilizlerin Anglikan Mezhebine geçme düşünceleridir. Mihran itirafına şu şekilde dile getirmektedir;
“..Ermenilerin politikabakış açısıyla Protestanlığı kabul edip İnglizlilerin Anglikan mezhebine iştirak etmeye temayüllerine gelince; bu temayüller çoktan beri ortaya çıkıp gerek Ermenilerin bazı serpiskoposları ve patrikleri tarafından ve İngilizler tarafından bu düşünceler takdir olunmakta ve yayınlanmaktadır.Vefat etmiş olan meşhur Ermeni patriği Nerses Efendi bu düşüncelerin en büyük destekçisi olup kendi patrikliği zamanındaki ceridelerde bu ruhani meseleden dolayı açıkan açığa mülahazaları görülmekte idi” Mihran itirafının devamında konu üzerine İngiliz Serpiskoposları ile uzun görüşmeler olduğunu da itirafında yer almıştır.
Mihran itirafnamesi sonrası Sultan Abdülhamit tarafından af edilerek Dâhiliye Nazırlığında bilgilerinden yararlanılmak üzere daimi olarak görevlendirilmiştir. Bu görevlendirme sonrası Mihran bir süre olaylardan uzak kalmış daha sonra İstanbul’dan firar ederek Osmanlıya karşı hareketlerine devam etmiştir. Mihran’ın firari olarak Avrupa devletlerinde bulunmuş ve çetecilik faaliyetlerine devam etmiştir. Mihran daha sonra meşrutiyetin ilanı ile siyasi af ile tekrar İstanbul’a gelmiştir. Balkan harplari döneminde faaliyetlerine tekrardan başlayarak yeni bir cemiyetin kurucuları arasında bulunmuştur.
Mihran’ın en aktif dönemi I. Cihan Harpi dönemidir. Fransız işgal bölgesi altında bulunan Adana’da Müslüman ahaliye çetecilik faaliyetleri ile Kaç-Kaç olaylarını yaşatmış ve bölgeden Müslümanların kaçmasını sağlamıştır. Bu olayların hemen akabinde “ Kilikya Mezepotamya Cumhuriyeti”ni yanında birkaç komitacı ile kurdu. Diğer taraftan Yüksek Eğitim görmüş olan karısı ile Fransız yönetici Bremond’un yakınlaşmasına göz yumarak arkasına siyasi bir destek almaya çalıştı. Mihran kısa bir süre sonra gelişen olaylardan istifade ederek 5 Ağustos 1920 günü vilayet merkezine gelerek geçici hükümetin başkanı olduğunu ilan etti.
Mihran’ın bu hareketleri üzerine Bremond, Paris’e ve Beyrut komutanlığına olaylar hakkında bilgi verdi. İki taraftanda aldığı emir gayet açık ve netti; “Ne pahasına olursa olsun o Ermeniler durdulacaktır!” Mihran umduğunu bulamamış iki saatlik geçici hükümeti tarihe karışmıştı.
Mihran bu olaydan sonra Fransızlar tarafından tutuklanarak bir yıl kadar Kahire’de tutulmuş daha sonra serbest bırakılmıştı. Beyrut’a geçen Mihran burada bir tütün fabrikası kurmuş daha sonra tekrardan Kahire’ye geçmiştir. “Topal” ayağının rahatsızlığının tekrardan başlaması üzerine sağlık durumu kötüleşmiş bacağını kaybetmiştir. Mihran 1945 yılında Kahire’de ölmüştür.
Hayatının bütün dönemini Topal bir Ermeni Komitacı olarak geçiren Mihran, iki defa af olunmuş diğer taraftan İngilizlere yakınlaşmak ve desteklerini almak için Osmanlıya karşı elinden geleni yapan bir komitacıdır.

Kaynakça
1) Prof. Dr. Haluk Selvi, Bir Ermeni Komitacının İtirafları, Timaş Yayınları , İstanbul,2009
2) Dr. Recep Karacakaya, Ermeni Meselesi Kronoloji ve Kaynakça, Gökkubbe Yayınları, İstanbul,2007

 

Emrah Avcı

 

 

 

22.04.2013 11:54

Yorum yaz:

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*