Türkçe

Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan’dan koparma faaliyetleri ( II bölüm )

18.04.2013 | 12:21

44İşgal zamanı  Karabağ’da Ermenilerce yapılan vahşetler. 1990’ların başlarında başlanan Ermenistan-  Azerbaycan savaşı sırasında yüzlerce Azerbaycan vatandaşı- çocuk, kadın ve yaşlılar Ermenilerce esir götürüldü, rehine olarak yıllarca bu ülkenin çeşitli yerlerinde tutuldu. Bir çoklarından ise halen bir haber yok. Onların acılarla dolu hayat hikayeleri çok üzücü ve korkunç.

Ermeni esirliğinde onlar dayanılmaz işkencelerin kurbanı oldular, bu insanlara çeşitli korkunç işkenceler verildi – onlar hunharca dövülüp, kasten sakat durumuna düşürülüp, göğüslerine kızdırılmış haç markalar damga basılıp, tırnakları ve dişleri çıkarılıp, yaralarına tuz basılıp, ölene kadar lastik ve demir sopalarla dövülüp, damarlarına benzin yeridilib, vücut parçaları kesilip kendilerine yedirilib, üzerlerinde tıbbi deney yapıldı. Bir çokları bu inanılmaz işkencelere dayanamayarak hayata veda ettiler, ya da hayatlarına intiharla son verdiler Azerbaycan’da Esir,  Kayıp ve Rehin alınmış vatandaşların sorunları ile  ilgili kurulmuş Devlet Komisyonu’ndan edinen  bilgilere göre, tecavüz sonucu esir alınmış 4868 kişi, o cümleden 55 çocuk, 326 kadın, 410 ihtiyar  halen kayıp.  25 Şubat 1992`de gece saat 22.00’da Hankendi’nde bulunan  Rusya’nın 366. Motorize Alayı Ermenilerle birlikte kenti üç yönden kuşatarak, tank ve zırhlı muharebe araçlarıyla saldırdılar.

 

Bugüne kadar en az 783  Azerbaycan vatandaşının ermeni esirliğinde olduğu  uluslararası örgütler tarafından kanıtlanmıştır.,  Bu bilgiler adıgeçen Komisyonda da vardır. Bu kişilerin listesi Ermeni esirliyindən dönmüş vatandaşların tanık ifadeleri ve diğer kaynakların doğrultusunda tertip edildi. Almanya, Rusya ve Gürcistan’ın hukuk savunucularından oluşan esir ve rehine alınmış kişilerin serbest bırakılması, kayıp kişilerin arayışı üzere uluslararası çalışma grubunun üyeleri, aynı zamanda Uluslararası Kızıl Haç Komitesi bu kişilerden bir kısmının gerçekten de esir alınması konusunda bilgileri teyit ediyor. Fakat söz konusu vatandaşların kaderi bugüne kadar belirsizdir. Uluslararası örgütlerin kayıtlarına tesadüfen veya başka nedenden düşen ve serbest bırakılanların anlattıklarına dikkat ederken onlara yapılanlar bir insanlık suçudur.  Bu kadınlar Azerbaycanlı, Türk olduklarına göre böyle işgencelere maruz kalmışlar.

 

Kelbecer ilçesinin işgali sırasında (31.03.1993) rehin alınmış Gülcamal Guliyevanın yeni dünyaya gelmiş oğlu Arzu Hacıyev’e Ermeni doktoru Aida Serobyan yasaklanmış iğneler vurdu. Sonuçta Arzu Hacıyev ömür boyu sakat oldu. Arzu 2003 yılının Mayıs ayında 10 yaşında vefat etti. Ermeniler 15 yaşındaki rehin Nezaket Məmmədovanın gözleri önünde babasına korkunç işkenceler verip, onun kulaklarını kestiklerine göre, anne bu  tehdit ve şantajlara dözməyərək deli oldu, kızın kendisini ise 4 bin Rus rublesi karşılığında  ailesine sattılar.
Ağdam ilçesinden rehin alınmış Keklik Hasanova’ya da korkunç işkenceler verip, çivi kelbetini ile 16 dişini çıxardılar. Akdam ilinin işgali sırasında Ermeniler tarafından rehin alınan  yaşlı kadın Şergiye Şirinovanın 8 altın dişi çivi kelbetini ile çekildi. O, altı ay rehine hayatı yaşayarak  sürekli işkencelere maruz kaldı.Kelbecer şehri işgal olunurken 20 yaşındaki Səmayə  Kerimova’nın 2 yaşındaki çocuğu Nurlane ile birlikte rehin alınmıştır. Kolundan yaralı durumda rehin alınmış çocuğu Nurlanenin karşılaştığı baskılara, ayrıca kendisinin maruz kaldığı işkencelere dayanamayan Səmaye hanım 15 Mayıs 1993 tarihinde kendisine intihar etmiştir, Hazangül Tevekkül kızı Hocalı işgal olunan zaman Ermeni orduları tarafından ailesinin tümüyle rehin  alınmış.. Ermeniler Hazangülün annesi Raya’yı, 7 yaşındaki kız kardeşi Yegane’yi ve teyzesi Göyçe’yi kurşunlayıp, babasının üstüne ise benzin dökerek yakmışlar.

 

Hocavent’in Karadağlı köy sakini Hakikat Yusuf kızı Hüseynova Ermenilerin 1992 yılının Şubatında  aynı köyden olan 10 kişiyi diri diri yandırmalarının tanık olmuştur. Onların arasında kadın ve çocuklar da vardı.Imaret Memişova  Kelbecer ilçesinin işgali sırasında iki çocuğu ile rehin alınmıştır.  Onun gözleri önünde Ermeniler onun sekiz yaşındaki oğlu Talehi kurşuna dizmiş. Ve cesetleri de yandırmışlar. Bundan sonra Ermeniler onun kendisini, 10 yaşındaki oğlu Yadigarı, diğer kadın, çocuk ve yaşlıları Hankendi’ne götürerek korkunç işkencelere maruz koymuşlardır.

Mehriban Hüseynova Allahverdi kızı Hocalı kentinin işgali sırasında 3 çocuk çocuğu ile birlikte rehin alındı. Esirlikten özgür bırakılmış Mayıl Memmedov ‘un ifadesine göre, o, Mehribanı çocukları ile birlikte Erivan kentinde soruşturma zamanı gördü. Fakat sonradan Şuşa şehrine  gönderilen Mayılın onlardan hiçbir haberi olmadı. Ermeni tarafı bugüne kadar böyle bir şahsın olduğunu inkar ediyor, onların sonraki kaderine dair olguları bugüne kadar gizlətməkdədir.
Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan’dan koparma faaliyetleri ( II bölüm ) Diğer bir kadın Hüseynova Tamara Salih kızı 26 Temmuz 1992 tarihinde Tovuz  ilinin Alibeyli köyünde Ermeniler tarafından rehin alındı. Kardeşi Akif Hüseynov ablasının arayışı ile ilgili bir kaç kez Ermeni tarafı ile yaptığı görüşmeler sırasında Tamara Hüseynovanın Berd rayonunun Paravakar köyünde olduğunu kanıtladı,  Ermeni Şamir Alaverdyan adlı şahıs ta Akif Hüseynova telgraf vurarak ablası Tamaranın rehin yakalandığını doğruladı. Tamara Hüseynovanın Ermeniler tarafından rehin alınması Esir ve Rehinelerin Kurtarılması, Kayıp Kişilerin arayışı üzere Uluslararası Çalışma Grubu tarafından da doğrulandı. Fakat Tamara Hüseynovanın da esirlikteki sonraki kaderi bugüne kadar belirsizdir.

Ermeniler çocukların organlarını çıkararak pazarlamak işini de yapmışlar
(24 Temmuz1993’de rehin alınırken 3 yaşındaki Şövqi Xaqani oğlu Aliyev’in kol  kemiği Hankendi’nde Ermeni doktorları tarafından çıkarılıp, sonuçta Şövqi sakat oldu.

Hocalı soykırımı tanıklarından olan Cemal Haydarov kaçıp canını kurtaran şehir sakinlerinden biridir.Cemal’ın sözlerine göre, şehrin yakınlarındaki Karakaya denilen yerde vahşice öldürürlmüş bir hayli Azerbaycanlı cesedi gördü. Cesetlerin arasında çocuklar da varmış: “Ermeniler katledilmiş çocukların göğsünü yarıp kalplerini parçalamıştı. Çoğu cesetler ise kıtır kıtır doğranmışdı”.

Sevda Abbasova da Hocalı göçmeni. Ermeniler onun 10’a yakın akrabasını katletmişler: Sevda Abbasova Ermenilerin masum Azerilerin başına açtığı oyunları şöyle anlatıyor:” Ermeniler dört bir yandan Hocalı’yı ablukaya almışlardı. Gargara nehrinden geçip, kurtulmak istiyorduk. Beş-altı kişi gözümüzün önünde nehirde boğuldu. Ermeniler bizi rehin aldılar. Öncelikle eşimi öldürdüler.Sonra ise 20 yaşındaki kardeşimi kurşunladılar. Oğlum iki yaşındaydı. Babasının kucağında idi. Ermenilerin eşime attıkları kurşun çocuğun kulağının yarısını götürmüştü. Bizimle birlikte amcamın oğulları da rehin düşmüştü. Onların üçünü de gözümüzün önünde kurşuna dizdiler. Üzerinde asker üniforması olan kişilere daha ağır işkenceler yapıyorlardı. Balta ile onların ellerini bilekten kesiyorlardı. Hamile gelinlerin karnını yarıp, çocukları dışarı çıkarıyorlardı. Gözümün önünde birkaç kadının göğsünü, memesini kestiler. Ermeniler hatta cesetlerden de öç alıyorlardı. Ölülerin ağzındaki altın dişleri çekiyorlardı. Birkaç cesedin derisini soymuştular. Kaynım müzisyendi. Onun ellerini sıcak fırına basıp yaktılar ki, bir de “Karabağ şikestesi” şarkısının ifa edebilmesin “.

Yegane Aliyeva bu işkenceleri bizzat yaşamış bir kadındır. Onun anlattıklarından:  ” Gözlerimizin önünde 2 Azeri esirin ayağından asıp, altında ateş tüttürdüler. Türklerin bize yaptıklarının öcünü alıyoruz- dediler.”

 

Bunlar, esir ve rehin olmuş Azerbaycan vatandaşlarına, kadın, çocuk ve yaşlı sivillere karşı işlenmiş suç olgularının az bir kısmıdır. Ermenistan Cumhuriyeti esir olan Azerbaycan vatandaşlarına karşı uluslararası hukuk normlarını çiğnediği aşikardır, “Savaş Kurbanlarının Korunması” ile ilgili 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesi gereği, herhangi bir ortamda öldürmek, sakat etmek, muamele veya işkence vermek , insan onuruna dokunmak gibi taleplerini kaba bir biçimde ihlal ettiğini kanıtlıyor.

 

Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan’dan koparma faaliyetleri ( II bölüm )Savaş ya da Barış

 

Bugün Dağlık Karabağ’ın tamamı ve çevresindeki yine Azerbaycan’a ait olan 7 ilçe daha -Akdam, Fuzuli, Kelbecer, Laçin, Kubatlı, Zengilan ve Cebrail- Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin işgali altındadır. Dolayısıyla Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si Ermenistan kontrolündedir. Bir buçuk milyon Azerbaycanlı Ermenistan ve Azerbaycan’ın işgal edilmiş bölgelerinden kovulmuş, 20 binden fazla Azerbaycanlı katledilmiş, 50 binden fazla kişi sakat kalmış, 4 binden fazla kişi kayıp, esir veya rehin olmuş, 877 şehir, köy ve kasaba yağmalanmış, dağıtılmış ve yakılıp yıkılmıştır. İşkence ve insanlık dışı muameleler, rehin alınmış Azerbaycan vatandaşları üzerinde de devam ettirilmiştir. Karabağ Savaşı’nda, bugüne kadar bulundukları yerle ilgili hiçbir bilgi alınamayan 4.800 kişinin 3.823’ü asker, 54’ü çocuk, 321’i kadın, 409 kişi ihtiyardır. Bugüne dek esir ve rehinelerden 1.370 kişi iade edilmiştir. Onların 169’u çocuk, 338’i kadın ve 286’sı ihtiyardır. Esirlikten kurtulmuş kişilerin ifadeleri ve iade edilmiş cesetler üzerinde yapılan incelemeler, onlara karşı insanlık dışı muamele yapıldığını, iç organlarının çıkarıldığını, üzerilerinde deneyler yapıldığını, akıl almaz işkenceler uygulandığını ve toplu şekilde katledildiklerini göstermektedir.

 

Dağlık Karabağ, bütün uluslararası kuruluşlar tarafından Azerbaycan toprağı olarak tanınmaktadır. Birleşmiş Milletler’in Ermenistan’ın bu işgale son vermesi için ayrı-ayrı zamanlarda kabul ettiği 4 kararnamesi bulunmaktadır. Ne var ki, BM kararlarına rağmen Azerbaycan bu konuda sadece Türkiye’nin desteğini alırken Ermeniler, Rusya ve İran başta olmak üzere bölge ülkelerinin ve Batı devletlerinin desteğini sağlamış durumdadır. Bu nedenle Ermeniler “Büyük Ermenistan” hayalinin bir parçası olarak gördükleri Dağlık Karabağ’ı bırakmak istememektedir. Aynı sebepten ötürü de AGİT Minsk Grubu’nun sorunu çözmek için yürüttüğü politika ve girişimleri bir sonuç vermemektedir. Ne var ki, Dağlık Karabağ, Azerbaycan’ın merkezinde yer alan, başta Ovalık Karabağ­ olmak üzere Azerbaycan’ın diğer bölgelerinden ayrılması mümkün olmayan bir bölgedir. Karabağ’ın tarihi bir Türk kenti olduğu gerçeği değiştirilemez ve daha fazla Ermeni işgalinde kalması da imkansızdır. 1994’de imzalanan Ateşkes Anlaşması’nın 18. yılında, bu arazilerin barış yolu ile işgalden kurtarılması çabalarının bir sonuç vermeyeceği açıktır. Topraklarını kurtarmak için Azerbaycan açısından savaş dışında bir seçenek kalmamış gibi görünmektedir.

 

 

Gaffar Çakmaklı
KarabakhİNFO.com
 

 

 

KAYNAKlAR: 

 

1.Azerbaycan Cumhuriyeti  Devlet  Tarih  Ar­şivi, f 841, dosya 290, sayfa 39

2.“Azerbaycan” Gazetesi, 18 mart 1918

3.Arzumanlı V., Mustafa Nazım. “Tarihin kara sayfaları.” Bakü, Kartal Yayınevi, 1998 say.56

4.Arakelov Robert. “Karabağ günlüğü”. Azerneşr, 1995

5.Semedzade Ziyad. Dağlık  Karabağ: Bilinmeyen gerçekler. Bakü, “Veten” Yayınevi, 1995

7.6. Sov. BKP nezdinde Markisizm Leninizm Enstüsünün Merkezi Parti Arşivi, F – 461   P-1,  D- 4525 L. 1

8.Şaumyan. S, Seçkin eserleri. Bakü, 1978, II cilt

20.N.Şavrov,  “Novaya uqroza russkomu delu v Zakafqazye” (Güney Kafkasyada rus işine yeni tehlike)    Sankt-Petersburq-1911

10.Seyidov Mireli. Azerbaycan halkının soykökünü düşünerken. Bakü. “Yazıçı” Yayınevi, 1989

11.“Ermeni sorunu dünya güçler dengesi ışığında. TRT yayınları.  Ankara 2007

12.10 . Arutуunyan A.  1914-1917 Kafkasya cephesi . Erivan 1971

13.“Bakinsiy raboçiy”, № 8, 1923

14.Koçar Meri. « Ermeni sorunu ve Ermeni-türk toplumsal-politik ilişkileri. Erivan 1988

15.Pirumov S.G (Pirumyan) «Dışarıdaki taşnaklar». Doğu araştırmaları bilimsel birliği yayını, Tiflis, 1934

16.Pompeyev Yuriу. “Kanlı Karabağ”, Bakü, “Azerbaycan” gazetesi, 1992

17.15.V.Kudulyan. Andranik i baderazmı kitabı, (Ermenice) Beyrut, 1929, 24 05

18. Karabağ, Sorular, deliller. Bakü, Kismet Yayınevi, 2005

18. Memmedov N.R. “Azerbaycan SSC-nin Dağlık Karabağ Özerk Vilayetinde toplumsal-siyasal hayat, ekonomik  ve kültürel  gelişme  (1923–1991)”, Bakü, Tahsil Yayınevi, 2008

19. Dağlık Karabağ Özerk Vilayetinin kurulması tarihinden. Bakü. Azerneşr Yaynıevi, 1989

.

 

 

18.04.2013 12:21

Yorum yaz:

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*