Türkçe

Ermeni inancı – Arevizm

05.11.2012 | 11:46

1366628814_hjhjErmeni  inancı – Arevizm

 

Ermeni hıristianlığının kökü başka halklarda  olduğundan  daha  farklıdır, onu milli monoteist inancından doğmuş sayanlar sonradan bu görüşlerden  vazgeçmişler. Eski Armeniya’nın , yani Aratta devletinin tektanrılı dine tapınan armenlərin, yani Armeniya halkının (bunlar kesinlikle  şimdiki Haylar değiller) Hıristiyanlıktan önceki kökeni ile anlatılmalıdır. Aslında güneşi kendisinin tanrısı sayanlar sonradan Hıristiyanlığı benimsemeleri zor olmazdı.

Hıristiyanlıktan önce Ermenilerin tanrısı kim idi?  Dini ne  olmuştur? Bu – Arevizmdir. Arev (արեւ) – grabarcada (eski ermenice) da, aşharabarda da( yani çağdaş ermenicede) de “güneş” demektir. Eski Armeniyada (Aratta-Q.Ç.) yerleşik olan insanların manevi ruhunda bellidir ki,  kutsal bir varlık vardı O Güneşti. Arev – eski inançta verimlilik ve canlanma kaynağıdır. Artık M.Ö. III yüzyılın ortalarında, Sümer əsatirinə göre, Uruk olan tapınak da Arattaki Güneşe adanmıştır, bura ise  bir dini merkez olmuştu.

 

Hitit mitolojisine göre, Van gölü Güneşin doğuşu ve batışı (gürubu) yeridir ve bununla ilgili esatirin de Ermenilerle kesinlikle ilgisi olammışdır. Ermeniler Van Gölü’nün bu özelliğini bilmiş, onların işine geleceğini başkalarından daha önce anlamış ve geleneklerine uygun olarak ruhsal hırsızlığı da kendilerine reva görmüşler, buna da sahip çıkmışlardır. Van Gölü’nün içinde kendilerine bir dayanak noktası elde etmek istemişlerdi, bu tarihi yeri mənimsemekti amaçları ve arevizmin de işte onlara ait olduğu fikrini oluşturmak için burada Kilise inşa etmek fikrine düşmüşlerdir.  Burada Aktamar Kilisesi’nin yapılmasının bir nedeni de budur. Bazı Ermeni bilim adamları  haklı olarak iddia ediyorlar ki, Kilise müziğin melodileri burada daha akıcıdır. Elbette burada bir özellik vardır. Güneşin doğuşunun benzersiz həzinliyini işte burada daha güzel hissetmek oluyor, bu kutsal melodiler insanoğlunun manevi beslenmesi özelliğini taşıdığını diğer dünya bilim adamları ve müzisyenler de söylemişler.  Ama buna  “Ermeni ruhunun özelliğidir” demek yanlış ve abartılıdır. Bunu  kutsallaştırılan Güneşle ilgilendirmek olmaz , arevizmdən gelen bir olgudur aslında. Sadece olarak  sabah güneşinin güzelliğinden kaynaklanmıştır,  onu binanın yapılışında olan özellikte aramak gerekiyor.

 

Daha sonraları tarih sahnesine çıkmış Ermeni dediğimiz etnik grubun da (yani, hayların) manevi temelinde Güneş totemi olduğundan Allah’a ibadet ikinci planda idi, onlar daha çok ulu dede ve babalarının ibadetine tapıyorlardı. Tevhid Hıristiyanlığın en temel özelliği olsa da Ermeniler ona az derler ve bazı durumlarda bile Allah’ı aldatdıklarını düşünüyorlardı. Njde derken “Ermeni için Hıristiyan dini bir araç oldu” bak  bu özelliği öngörüyordu. Arevizm meselesinde de Ermenilere özgü özellik kendini göstermiştir. Yani burada da  başka birisinin kültür varlığını benimseme vardır. Çeşitli milletlerden olan araştırmacılar bu kanaate varmışlar ki, Ermeni arevizmi Zerdüştiliyin etkisi ile yaranmıştır., onun zayıf  bir koludur . Arevizmə tapınanlar aslında zərdüştiliyi kabul edenlerdir. Arevizm de ateşi put sayıyor.

 

Konudan bahsederken  Zərdüştilikdə odun ve ateş putunun önemini değerlendirmemek mümkün değildir. Avestada ve Zerdüştilikdə ateş o kadar büyük rol oynamıştır ki, zerdüştiləri çoğu  zaman “mecusiler” adlandırıyorlar.  Bunun anlamı odur ki, insan alevden doğmuştur ve alevle de bu dünyayı terketmelidir.  Ermenilerin bazıları da bir başkasını kötülemek için ateş, alev kelmesini (հրդեհ) kullanıyorlar. Zərdüştilikdə  Alev  (Atar, sonraları Azer) ilahi adaletin – Artanın (Avestada Aşa) ifadesi veya sembolü olarak görülüyordu. Zerdüşti secdəgahlarında  (tapınaklarında) ateşi sönmeye bırakmaz, ona secde ediliyor, onun şerefine  yeni tapınaklar inşa ediliyordu. Ermenilerin Hindistan’dan geldiğini iddia edenler bu tez üzerinde duruyorlar ki, onlarin temel dini arevizm Zerdüştlüğün bir kolu olarak  Hindistandan  gönderilen kahinler aracılığı ile bu arazilere yayılmıştır. Ermenilerin asıl Vatanı da Hindistanda bir bölgedir ve onlar ateşin, alavin peşinde anadoluya akın etmişler.  Zərdüştilərin öğretisi  Ermenilerin hatta kutsal kitaplarında, daha doğrusu, kutsal kitaplar koleksiyonda yer almaktadır. Ermenilerin dini bayramlarının bazıları “Avesta” da olanlarla aynıdır. . Ermenistan arevistlərinin de kutsal kitapları olmuştur ve şimdi de vardır. Zərdüştiliği yayanlar o zamanlar Ermeniler yaşayan bölgelerde böyle bir  tavsiyede bulunuyorlardı ki,  güya hem “Kat” lar (kitabın daha eski kısmı), hem de öbür bölümler Zerdüşt tarafından Ahura Məzdadan  gökten indirilmiş ilahi vahiy olarak yazılmıştır. Bu amaçla çok zaman kutsal kitabın metinlerine “Ahura Mazda Zərdüştə şöyle buyurdu” ifadesi yer alıyordu.  Arevizm Ermenistanda bugün yaçayan bir dini inanctır. Arevizmin devamcıları olarak  bugün yezdiləri sayanlar da vardır. Ermenistan’da yaklaşık  20 bin Yezdi yaşamaktadır.  Şimdiki  Türkiye arazisinde kürtleşmişü müslimanlığı kabul etmiş , din değiştirmiş  Ermeniler  aslında bu dinin taşıyıcılarıdır. Onlar hıristian ermeniler değildir. Din değiştirmek  kolay bir iş değildir ve bu iddianı bilimsel esası olamaz.  Ermenistanda yaşayan Yezidlər onlara kürt denilmesini kendilerine hakaret olarak  algılıyorlar ve hatta Yesdiler Derneğinin başkanı Aziz Tamoyan kürtleri sevmediğini basında dile getiriyor. Sebep ise dini inanctır.” Kürter müslimandır, yesdilerin ise kendi dinleri var.Ve onlar ermenilerle aynı dine mensupturlar”. Ermeni arevistler de yezdiler de   cennetin de, cehennemin de bu dünyada olduğuna inanmaktadırlar. Ama işte insanın inanışına ve yaşayışına göre dünya cennete de cehenneme de dönüşebilir.  Melek- Tavus bu dünya için gereklidir. Allah’a ibadete, ondan korkmağa, çekin meğe hiç  gerek yoktur. O, hep merhametlidir ve insanlara iyilik veya kötülük yapmak kudretinde  ve fikrinde değildir. Yezdilər de,  Ermeniler de bu konuda eşleşiyorlar.

 

Yezidlər kendilerini “Adiy Halkı” olarak isimlendirilir. Arap alfabesi ile, Kürtçe yazılmış iki ciltlik “Kutsal kitap” ları var. Yezid olarak herkesin icra etmeli olduğu aşağıdaki ilkeler ve inanışlara uyulması zorunludur. Dünya sonsuzdur, dünyayı yaratan Tanrı onu asla kıyamete götürmez; İnsanlar doğanın korunmasını ve doğaya kaygıyı benimsemelidirler; Günde üç kez güneşe, (özellikle gün çıkarken) ibadet edilmelidir.

 

Bu Ermeni arevizminin de temel  kaynağıdır ve yezdilərlə Ermenilerin eski inancında hiçbir fark olmamıştır. Ermeniler için dini inancın eski Ermeni sisteminde “düalizm” yoktu. Kötülük Ermeni arevizmində İyilikle aynıdır. Yani Ermeni için բարի – ile, yani hoşgörüyle չար-ın yani bədxahlığın boyutları aynıydı. Iyiliksever insan aynı zamanda kötü niyetli de olabilir, ortam onu değiştire de bilir… Onlar Aranın gücünü Allah’ın gücü ile eşleştiriyorlar. Burada o karanlığı yerine birincisi, “hayır” kuvvetlere kapı açar, ikincisi, Ahura Mazda yaratan gibi sunuyor. Üçüncüsü, kendini, takipçilerinin, Ermeni-Ari dünyasının halefi olarak sunuyor. Arşakidlər dünyaya arevizmlə birlikte Hıristiyanlığı da vermişti. Hıristiyanlık paralel din idi. Sasanîlerin devirməsində Hıristiyanlığın yanı sıra biz Pers zərdüştiliyi ile Ermeni arevizminin müşterek mücadelesini görüyoruz.

 

Bu arevizmin temel özelliğidir, başka anlamda, yıkıcı güçlerle iyiler eşit sayılıyor, insan kötülük de  yapabilir, kendi bahtiyarlığı için adam öldürmek te bazı hallerde kötü bir iş değildir. Ara  Ermenilere göre doğanın uyanışı, verimlilik ve canlanma sembolü idi, bunun müsebbibi ise Günəşdi-Arev.

 

M.S. 301. yılda Hıristiyanlığı din olarak kabul etseler de Ermeniler arevizmdən imtina etmemişlerdi. Ermeni monoteizmi (tekallahlılık), tüm siyasi aşamalardan geçerek sadece saklı tutuldu, hem de gelecek kurumların kökeninde kendini açık şekilde gösterdi. Urartu’nun da başlıca Allah’ı – Xaldi idi, esasa Allah Gök Tanrısı görülürdü, savaş ve mutsuzluk getiren bir varlık olarak kabul ediliyordu. Bu hem de o demektir ki, Urartu devletinin Ermenilerle hiçbir ilgişkisi olmamıştır ve Urartu’yu  kadim Ermeni devleti  adlandırmak bilimsellikten uzak bir görüştür.

Ana tanrı sayılan Xaldinin adı ile bu ülkede yaşayanları o zaman Kildaniler adlandırıdılar, Urartu-Kildaniler’in vatanı gelişmişti ve astronomik bilgilere vâkıf idiler ve burada dünyanın yıldız haritası  bile hazırlanmıştı.

 

Sonuç olarak bu kanaata gelebiliriz ki, Hıristiyanlığa kadar Arevizmin “Zerdüştilik” le aynı inanc sistemi idi. Ermeni rahipler uzun süre  bu imanı dinlerden korumakta görevli idiler. Belirtelim ki, Ermenilerin yeniden arevizme geri dönüşü V yüzyılda da olmuştur. Hıristianlığın ilk dönemlerinde de olmuştur. Onlar bu eylemi Zerdüşt’ün görüşlerinin mantıksal bir uzantısı idi. Hıristiyanlığın kabul edilmesi asla  Ermeni’nin inancından ileri gelmiyordu, onlar buna da siyasi izdivac olarak bakıyorlardı. Ana inanç ve gizli saklanan inanç Arevizm idi. Zerdüştlüğün ve arevizmin mahiyetinin bir dualizm olarak takdim edilmesi ve bugün tahrif edilmiş bir biçimde onun yaratanın “aydınlık güçlerinin hiyerarşisi” ve hem de “karanlık güçler hiyerarşisi” ile birlikte sunulması Ermenilerin işine yaradı. Onlar “ışık kozmik güçlerinin hiyerarşisi” nı Ahura Mazdanın basitleştirilmiş fikri ile değiştirdiler ve daha sonra bunu hırisstianlığın inanc sistemine aktara bildiler. Ermeniler hem arevist , hem de hıristian olarak yaşadılar ve bu güne de dine belli amaaclara ulaşma  aracı olarak bakmaktalar.

 

Prof.dr Gaffar ÇAKMAKLI

 

 

 

05.11.2012 11:46

Yorum yaz:

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*