Türkçe

Hiç kimse bu işgalle barışmır

29.08.2013 | 16:53

LLTopraklarımızın işgal günlerini kutlamağa  alışkan olduk. Bu hiç de hoş olmayan, acıtıcı bir olaydır. Geçtiğimiz günlerde daha iki  ilçemizin -Cebrail ve Fuzuli’nin işgal gününü anmakla  bu acıyı  bir daha yaşadık. Fuzuli ilçesinden seçilen milletvekili,  MM –n başkan yardımcısı Azerbaycan’ın AGİT Parlamenterler Asamblesi’nin Azerbaycan Heyeti Üyesi Bahar Muradova “KarabakhİNFO.com” a röportajında ​​bildirdi ki, zaman ilerlese de, hiç kimse bu işgalle barışmıyor.

 

– Bahar hanım, Yukarı Karabağ sorununun çözümünün uzaması Azerbaycan için ne derecede zararlı?

 

-Zamanın uzanmağı o demek  ki, statüko kalıyor  ve Ermenistan tarafı da uluslararası kamuoyu bu gerçeği kabul ettirmeğe çalışıyor.  Tarafların çözüm seçeneğine bakışları farklıdır. Böyle bakınca Ermenistan tarafı da Dağlık Karabağ sorununun çözümde istediğini alamayacak durumda . Ama onlar çözüm deyince mevcut statükonun kabul ettirilmesini kastediyorlar. Dağlık Karabağın ya bağımsız olması, ya da Ermenistan’a birleştirilmesi seçeneğinin üstünde duruyorlar. Ama biz Dağlık Karabağ’ın ve ona bitişik bölgelerin arındırılmasını, Azerilerin kendi topraklarına dönüşünü ve haklarının restorasyonunu talep ediyoruz. Ona göre de vaktin uzaması statükonun korunmasına, Ermenilerin birkaç yıl sonra bu olguyu kabul ettireceklerine inançlarını ifade etmiyor ve Azerbaycanlıların da güya artık bununla barışacaqlarını düşünüyorlar. Ama Ermeniler emin olsunlar ki, bu böyle olmayacak. Çünkü Azerbaycan tarafı vaktin uzamasının işte statükonun korunması gibi kabul ederek işte onun değiştirilmesini gerektirir. Statüko değiştirilmelidir. Bugün AGİT Minsk Grubu’nun həmsədirləri de status-kvonun değiştirilmesinin önemli olduğunu vurguluyorlar.

 

Zamanın uzaması hem de Karabağ’ı görmeyen bütün neslin yetişmesine yol açıyor. Ermenistan’da zamanında Azerilerle iletişimde olanlardan farklı olarak bu halkı tanımayan, onun istek ve arzularını bilmeyen, hasım bir neslin yetişmesine ortam oluşturur. Bu da gelecekte her iki halkın birbirine el uzadacağına, yaşamak için ortak payda bulunmak isteklerine gölge düşürüyor. Bu açıdan tabii ki, zamanın uzaması tüm anlamlarda zararlı.

 

– Peki, vaktin uzaması füzulililərin kendi topraklarına dönme umudunu nasıl etkiliyor?Hiç kimse bu işgalle barışmır

 

– Nasıl olabilir ki, insan yurdunun dışında yaşasın, oraya dönmek istəməsin? Biz neredeyse zorunlu göçmenler için kasabalar inşa ediyoruz, evler inşa ediyor, onların rahat yaşaması için çeşitli projeler gerçekleştiriyoruz. Bazen derler ki, çeşitli yerlerde kendilerine gün-geçim kurmuş, o savaşın dehşetini, Ermenilerin yüzünü görmüş mülteci ve zorunlu göçmenler belki de o topraklara dönmeyecek. Ben bu görüşleri kabul  etmiyorum. Azerbaycan’da herkes emin olmalıdır ki, her bir mülteci Ermeniler tarafından işgal edilmiş toprakların işgalden kurtarılacağını bekliyor.

 

– Bu günlerde Azerbaycan tarafının Dağlık Karabağ bölgesi ve çevre bölgelerde Ermenistan makamlarının yeni yerleşim birimleri inşa etmesi, Suriye’den olan Ermeni göçmenlerinin bu bölgelerde yasadışı şekilde meskunlaştırması ile ilgili BM Genel Sekreterine başvurusu sunuldu. BM Ermenistan’ın bu tür Ermenileştirme politikasına karşı bir biçimde baskı gösterebilir mi?

 

Hiç kimse bu işgalle barışmır– Elbette ki, işgal edilen topraklarımızda böyle ermenileştirme politikasının yürütülmesi çok acıvericidir ve biz bu meseleyi her zaman dikkatte  bulunduruyoruz. Artık bu meseleyle ilgili belge resmen BM ‘ye sunuldu. Ama onu da deyim ki, sadece Suriye’den gelen Ermeniler yok, ondan önce de yasadışı Ermeni nüfusu oraya yerleştirilmişti. O bölgelerde yapılan uluslararası izleme sonucunda elde olan  olgular doğrulandı ve somut sayıda Ermeni nüfusunun oraya aktarılması artık gerçektir. Biz bu olgulara karşı itirazımızı her zaman belirtmişiz. Sanırım BM gibi kendi kararlarını hayata geçirmekte  meraklı  olan bir kurum, en azından o kararların reallşmasını zorlaştıran bu faktörlere karşı açık pozisyonunu ortaya

koymalıdır. Yasadışı meskunlaşmaya son verilmesi için BM Ermenistan’a baskılar göstermeli, itirazını bildirmelidir. Ama tüm bunlara rağmen Ermenistan o arazilərimizi işgal altında tutmakta  devam ediyor ve yasadışı  çalışmalarını sürdürüyor. Bununla da o evlerin Azerbaycanlı sakinlerinin dönüşünü engellemek, talihini mutsuzluk düşürmüş Suriye Ermenilerinin sonraki sorun içerisinde yaşamasına ortam yaratır. Bu insanlar Suriye’den canlarını alıp gelmişler. Ermenilerin Suriye’den gelenleri Azerbaycan’ın işgal altında olan arazilerinde meskunlaştırması onların daha sonra nereye  taşınacakları ihtimallerini artırıyor. Ona göre düşünmek, onlar sadece bizim mülteci ve zorunlu göçmenlerin haklarını bozmazlar, aynı zamanda bu insanların  acı kaderinden kendi amaçları için kullanırlar. O insanlar da uyanık olmalıdır.

 

–  Sizce AGİT Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan’ın haklı tutumunu savunmaktadır mı?

 

– Kendi başına AGİT Minsk grubunun görünen tarafı şu ki, onlar bölgeye sık sık seferler yapıyor Cumhurbaşkanlarının veya dışişleri bakanlarının görüşünü oluşturur, sorunun çözümü seçeneklerini sunuyor, bu veya diğer etkinliklere katılıyorlar vb. Ama ne yazık ki, bu faaliyetlerin sorunun çözümüne ciddi etkileri, olumlu sonuçları yoktur. Ben AGİT-i Dağlık Karabağ konusunda sadece Azerbaycan’ın tutumunu savunan kurum olarak  tanımıyorum. Çünkü Azerbaycan’la birlikte Ermenistan da  bu örgütün üyesidir. AGİT kendi etkinliğinde her zaman bu iki ülkenin çıkarları arasında denge kurmaya çaba sarfediyor. Bir çeşit eşit muamele sergilemeye çalışıyor,  tarafları kapsamlı tavizlere çağırıyor. 20 yılı aşkın bir süredir, topraklarımız işgal altındadır, masum insanlar helak olur,

Ermenistan’ın saldırgan politikaları ise devam etmektedir. AGİT ortadaki bu işgal faktörünü, mülteci ve zorunlu göçmenleri adeta dikkate almıyor. Bunları belki de görüyor, ama görmezden geliyor. Hep bunları geçmişe ait olaylar bilerek onlara  bir daha dönmemeği ve sadece ileri bakmayı tavsiye ediyor. Bu yaklaşım her zaman bizi rahatsız ediyor. Biz de haklı olarak defalarca onları eleştirip kendi  fikirlerimizi letiyoruz. Ben bir dahaki sefere onları kınıyorum ve “KarabakhİNFO.com” e-dergisinin yarattığı bu fırsatı kullanıp yine onlara  sesleniyorum ki, gayrı- konsturiktif pozisyondan el çekmek için Ermenistan tarafını kınamağa geçmelidir.

 

– Bahar hanım, Fuzuli bölgesi ile ilgili en çok neyi hatırlıyorsunuz?Hiç kimse bu işgalle barışmır

 

– Şimdiye kadar Füzulini bana unutturan hiç  bir şey olmamış. Fuzuli her gün, her an benim hatırımda . Fuzuli işgalde kalsa da o toprakta geçirilen günler,

geleneklerimiz , göreneklerimiz , oradaki hayatımız bizim her birimizin kalbinde. Kalpte olan bir şeyi unutmak ise mümkün değildir. Ona göre de neşeli günümzdə de, mahzun günümüzde de Fuzuli her zaman bizim yaddaşımızdadır. Genellikle, işgal altında olan toprakların kaybı ile hiçbir zaman barışmayacağız.

Elbette ki, Fuzuli ve diğer işgal edilen topraklarımızın daha çok sevinçli günleri için özlem duyuyoruz.

 

 

 

29.08.2013 16:53

Yorum yaz:

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*