Türkçe

Karabağ`ın tarihi arazisi ve sınırları

24.04.2013 | 11:23

1366798288_rtrtrtKarabağ Azerbaycan’ın en eski tarihi vilayetlerinden birisidir. Azerbaycan halkının kendi toprağının bir parçasına verdiği “Karabağ” ismi ilk kaynaklarda daha 1300 yıl önce kullanılmıştır. Karabağ önceleri bir tarihi coğrafi kavram gibi somut bir mekanı ifade etmekteydi, daha sonraları ise Azerbaycan’ın geniş coğrafi bölgesine ait edilmiştir. Bu durum Azerbaycan için karakteristikdir: Nahçıvan şehri – Nahçıvan bölgesi, Şeki şehri – Şeki bölgesi, Gence şehri – Gence bölgesi, Lenkeran şehri – Lenkeran bölgesi vs.

 

“Karabağ” isminin Azerbaycan’ın somut bir vilayetinin, bir bölgesinin adı gibi oluşması tarihi onun etimolojisinin daha bilimsel izahına olanak tanımaktadır. Çünkü Azerbaycan dilinde (ayrıca başka Türk dillerinde) “kara” renk dışında “yoğun”, “kalın”, “büyük”, “koyu” vs. anlamlar da taşımaktadır. Bu açıdan, “Karabağ” terimi “kara bağ”, yani “büyük bağ”, “yoğun bağ”, “kalın bağ”, “sefalı bağ” vs. anlamları da içerir. 

Karabağ’ın arazisi hakkında vaktiyle Karabağ hanlığının veziri olan Mirza Cemal Cavanşir “Karabağ tarihi” (1847) adlı eserinde şunları yazıyordu: “Eski tarih kitaplarının yazdığına göre, Karabağ vilayetinin sınırları şöyledir: güney taraftan Hudaferin köprüsünden Kırık köprüye kadar – Araz nehri. Şimdi (Sınık köprü) Kazak, Şemseddin ve Demirci Hasanlı cemaati arasındadır ve Rusya devleti memurları onu Rusça “Krasnı most”, yani “Altın köprü” adlandırıyorlar. Doğu taraftan Kür nehri bulunmaktadır. Kür nehri Cavad köyünde Aras nehrine kavuşarak, Hazar Denizi’ne dökülüyor. Kuzey yandan Karabağ’ın Yelizavetpol’la sınırı Kür nehrine kadar – Goran nehri ve Kür çayı pekçok yerden geçerek, Araz nehrine ulaşıyor. Batı tarafından Küşbek, Salvartı ve Erikli adlanan yüksek Karabağ dağları bulunmaktadır”.

Rusya işgali ve sömürgeciliğinin ilk dönemlerinde Karabağ’ın arazisi ve sınırlarının böylesine kesin tarif edilmesi şöyle açıklanmaktadır;

 

1) bu olguyu doğrudan Karabağ’ın idaresile uğraşan devlet adamı kaydetmiştir, dolayısıyla, bu olgu resmi belgelere dayalı resmi bir ifadedir, Rusya’nın hizmetinde bulunan devlet adamının resmi ifadesidir; 
2) diğer yandan bu olgu sadece gerçeğe, tecrübeye dayanmayıp kaynaklarla da kanıtlanmaktadır. Mirza Cemal’in yaklaşımının doğruluğunu kanıtlamak için eski tarih kitaplarına esaslanması boşuna değildir.

 

Görüldüğü üzere, siyasi coğrafi mekân olarak, tarihte hep “Dağlık Karabağ” olarak değil, bütün olarak, yani Karabağ’ın arazisinin tamamını; dağlarını, ovalarını kapsayan genel bir “Karabağ” kavramı

kullanılmıştır. Dolayısıyla, “Dağlık Karabağ” kavramı daha sonraları ortaya çıarılmış bir “üründür”, bölücülük niyeti ile Karabağ’ın bir bölümüne verilmiş isimdir.

 

24.04.2013 11:23

Yorum yaz:

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*